Ebcedi Kebir Ve Ebcedi Sağır

büyük ve küçük ebced değerlerinin hesaplanışı hakkında sizlere gerekli bilgiyi sunalım bunların tablosuda var ancak tabloyu eklemeyirom isteyen olursa göndeririz

Bu ebcede Ebcedi Sağir (Küçük Ebced) denir. Bu küçük ebced büyük
ebcedten çıkmıştır.Ebcedi kebirdeki her harfin adedinden oniki oniki (12) çıkarılsa, bakide kalan rakam o harfin karşılığıdır.Örneğin:Lam harfinin ebcedi kebirdeki adedi otuzdur.Bu sayıdan oniki oniki çıkarsak bakide altı kalır. Lam harfinin ebcedi sağirdeki karşılığı altı (6)dır.Ra harfinin ebcedi kebirdeki karşılığı ikiyüz (200) dür.Bu sayıdan oniki oniki (12) çıkarsak bakide sekiz
(8) adedi kalır.Ra harfinin ebcedi sağirdeki (Küçük Ebced) karşılığı 8 dir

En çok kullanılan, asıl ve ana ebced olan Ebcedi kebirde rakamlar bir (1)
den ona (10) kadar birer birer,on (10) dan yüz (100) e kadar onar onar, yüz (100) den bin (1000) e kadar yüzer yüzer (100) artar

askdualari.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Arabi Ayları Nelerdir

arabi ayları sırası ile sizlere yazalım arabi ayları öğrenmek isteyenler için 12 arabi ay sıralaması şöyledir

1-Muharrem
2-Safer
3-rebiul evvel
4-Rebiul ahir
5-Cemaziyel evvel
6-Cemaziyel ahir
7-Recep
8-Şaban
9-Ramazan
10-Şevval
11-Zilkade
12-Zilhicce

bu yazığı yazdığımız bugün itibariyle arabi aylarının 12.cisi Zilhicce ayı içerisindeyiz

askdualari.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Bunaldığında Okunacak Dua (Sure)

inşirah suresini çok bunaldığında okuyanların sıkıntıları giderilir rahatlar,nezaman bunaldığınızı hissederseniz inşirah okuyun

inşirah suresini bilmeyenlere okunuşunuda yazalım

Bismillahirrahmanirrahim,
Elemneşrahleke sadrek Ve vedağna anke vizrek Ellezi engada zahrek Ve refağna leke zikrek Feinne meal usri yüsra Inne meal üsri yüsra Feiza ferağte fensab Ve ila rabbike ferğab

askduaları.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Siğil İçin Duadır

siğilden kurtulmak için sizlere bir formül yazalım

Üç adet boğumlu arpa çubuğu alınır, boğumları siğillerin üzerine sürülür ve Taha suresinin 105, 106 ve 107 âyetler bir defa okunur. Sonra çubuklar rutubetli bir yere gömülür ve çürümeye terk edilir. Çubukların çürümesiyle siğiller de Allahü teâlânın izniyle düşer

askduaları.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Rukye Nedir Tedavisi Nasıldır

rukyenin açıklamasını ve rukye ile tedavi yöntemleriniz askduaları.com da sizlere aktaralım

Rukye okuyup üflemedir. Sihir karışmayan, yani şer ve şeytanlık için olmayıp da ondan korunmak ve bir hastalık veya âfete Allah’tan şifa niyazı için kendine veya diğerine hulûs-i kalp ve salih niyet ile bir duâ veya âyet okuyup üflemek kabilinden olan nefesler caizdir. Çünkü bunda kimseye zarar vermek veya sapıtmak veya Allah’tan başkasına sığınma ve iltica mânâsı yoktur.
Resulullah’ın kendisine ve diğerlerine bu şekilde okuyup üflediği ve böyle hayır için rukye (üfleme)’ye müsaade ettiği sabit ve bu sebeple gerek ruhanî ve gerek cismanî nice hastaların şifa bulduğu da vâki olmuş ve görülmüştür.

Bununla beraber mutlaka okuyup üfleme ile koruma ve yardım isteme, yani okumakla tedavi caiz olup olmayacağı hakkında da ihtilaf edilmiştir: Şüphe yok ki herkesin Allah’a sığınarak kendisi ve diğerleri için duâ etmesi, okuması, sadece meşrû değil, dince emredilmiştir. Lâkin bunun tedâvi için kendine okutmak denilen mânâ ile rukye denilen tarzda yapılmasında, Razî’nin beyan ettiği üzere ihtilaf edilmiştir. Bazıları rukyeyi, yani okuma ile tedâviyi yasaklamışlardır. Bunlar, şu hadis ile istidlâl etmişlerdir.
“Allah’ın birtakım kulları vardır ki, kendilerine ne keyy (yarayı dağlama), ne de rukye (okuyarak tedavi) yaptırmazlar, yani dağlanmazlar ve başkalarının nefesiyle tedavi istemezler ve ancak Rab’lerine tevekkül ederler.”

Bir hadiste de “Allah’a tevekkül etmemiştir dağlanan ve okunmak isteyen.” buyurulmuştur.
Bunun izahı Buhârî’nin ve daha geniş olarak Müslim’in Husayn b. Abdurrahman’dan senetleriyle rivayet ettikleri şu hadistedir: Saîd b. Cübeyr’in yanında idim.
-Dün gece düşen yıldızı hanginiz gördü? dedi.
-Ben, amma, ben bir namazda değildim, böcek sokmuştu, dedim.
-Ne yaptın? dedi,
-Rukye ettirdim, okuttum..
-Seni ona ne sevketti?
-Şâbî’nin bize haber verdiği bir hadis.
-Şâbî size ne haber verdi?
– Büreyde b. Husayb Eslemî’den “Gözden veya sokmadan başkasında rukye yoktur.” dediğini bize haber verdi.
– İşittiğini tutan iyi yapmıştır. Fakat İbnü Abbas bize Hz. Peygamber (s.a.v.)’den şöyle haber verdi:
– Peygamber buyurdu ki:
‘Bana ümmetler gösterildi, peygamber gördüm yanında bir toplumcuk, peygamber gördüm yanında bir iki adam, peygamber gördüm yanında kimse yok. Derken bana bir büyük kalabalık gösterildi, zannettim ki benim ümmetim, derken bana denildi ki:
– Bu Musa ve kavmidir, lâkin ufuğa bak, baktım ki yine bir büyük kalabalık, derken bana denildi ki: Diğer ufuğa bak, baktımki bir büyük kalabalık.
– İşte denildi bu senin ümmetin, beraberlerinde hesapsız ve azapsız cennete girecek yetmiş bin vardı.
Peygamber bunu söyledi, sonra kalktı evine girdi. İnsanlar bu hesapsız ve azapsız cennete girecekler kimler olduğu hakkında konuşmaya daldılar. Bazıları:
“Bunlar Resulullah’la sohbet edenler olsa gerek.” dediler. Bazıları da:
“Bunlar İslâm’da doğup da Allah’a hiç şirk koşmamış olanlar olsa gerek” dediler, daha birtakım şeyler söylediler. Derken Resulullah (s.a.v.) çıktı:
“Neden bahsediyorsunuz?” dedi, durumu haber verdiler, buyurdu ki:
“Onlar, o kimselerdir ki, rukye yapmazlar, rukye istemezler, tetayyûr yani uğursuz da görmezler ve ancak Rablerine tevekkül ederler.”
Fakat Buhârî’de, Mesâbih’de ve Meşârık’da yoktur ve hadis şöyledir:
“Onlar, o kimselerdir ki, uğursuzluk saymazlar, okunmak istemezler, dağlanmazlar ve ancak Rab’larına tevekkül ederler.” Bu, daha sahihtir.

Bu hadis İhlâs Sûresi’nde “Samed”in mânâsını izahta geçtiği üzere sebeplere gönül vermeyen, elemler ve musîbetler karşısında sarsılmayarak tevekkül makamının en yüksek mertebesinde bulunan “nefs-i râdıye” sahibi Allah ehli olanların büyükleri hakkında olduğu açıktır. Onun için bunlardan uğursuz sayma ve okunmayı istemenin terkedilmesinin daha iyi olacağına istidlâl olunabilirse de herkes için mutlaka men edilmesi ve yasaklanmasına istidlâl etmek uygun olmaz. Yine Buhârî, Müslim ve diğer sahih hadis kitaplarında okunup üflemeye müsaade eden hadisler de çoktur.

Bu cümleden olarak Câbir b. Abdullah hadislerinde demiştir ki:

Benim bir dayım vardı, akrep sokmasına okuyup üflerdi. Resulullah (s.a.v.) okuyup üflemeden yasakladı. Onun üzerine, vardı
-Ey Allah’ın Resulü! Sen okuyup üflemeyi yasakladın, ben ise akrep sokmasına rukye ederim dedi.
Resulullah da:
-Sizden her kimin kardeşine bir menfaat etmeye gücü yeterse yapsın, buyurdu.

Avf b.Mâlik Eşceî hadisinde de demiştir ki:
Biz câhiliye zamanında okuyup üflerdik. Dedik ki:
-Ey Allah’ın Resulü onun hakkında ne buyurursun?
-Rukyelerinizi bana arzediniz, rukyelerde bir sakınca yoktur, onda şirk olmadıkça.” buyurdu.

Ebu Saîd Hudrî hadisinde:
Resulullah’ın ashabından birtakım kimseler seferde idiler. Arap obalarından birine uğradılar. Onlara misafir olmak istediler, misafir etmediler.
-İçinizde bir rukye eden (okuyucu) var mı? Zira obanın efendisi ledig (yani yılan veya akrep sokmuş)dir” dediler.
Ashab içinden bir adam -ki Ebu Saîd kendisidir
-Evet, dedi.
Vardı onu Fatiha Sûresi’yle okudu üfledi, bunun üzerine adam iyi oldu. Ona bir bölük koyun verildi, o, onu kabul etmek istemedi,
-Peygamber (s.a.v.)’e arzetmeden almam, dedi ve Peygamber’e vardı anlattı,
-Ey Allah’ın Resulü, vallâhi yalnız Fatiha Sûresi ile okudum.
Resulullah tebessüm etti de:
-Sen onun rukye olduğunu ne bildin? Onu onlardan alın, bana da sizinle beraber bir hisse ayırın, buyurdu.”

Daha bunlar gibi hadisler delâlet ediyor ki, yasaklanmış olan rukyeler hakikatleri bilinmeyen, sihir ihtimâli ve şirk mânâsı bulunan rukyelerdir.

Bazıları da üflemeyi yasaklamışlardır.

İkrime demiştir ki:
Rukye eden (okuyan) üflememeli ve sıvazlamamalı ve düğüm yapmamalıdır.
İbrahim Nahaî’den de selef; okunmalarda üflemeyi mekruh görürlerdi, diye nakledilmiştir.
Bazısı da demiştir ki:
Dahhâk’ın yanına gittim ağrısı vardı, sana tâvîz okuyayım mı ey Ebu Muhammed! dedim. “Peki velâkin üfleme.” dedi, ben de Muavvizeteyn’i okudum.”
Halîmî demiştir ki:
“Rukye edenin üflememesi ve sıvazlamaması ve düğüm yapmaması gerekir.” diye. İkrime’den rivayet olunan söz, sanki bu husustadır.
O, şuna kâni olmuştur:
Allah Teâlâ düğüme üflemeyi sığınılacak şeylerden kılmıştır. Şu halde yasaklanmış olması vacip olur. Fakat bu istidlâl zayıftır. Çünkü ancak ruhlara ve bedenlere zarar veren büyü olduğu zaman kötülenmiş olur. Ama bu üfleme, ruhları ve bedenleri ıslah için olursa haram olmaması vacip olur.
Bununla beraber Nesaî’de
Ebu Hüreyre’den şu hadis de rivayet edilmiştir:

Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
“Her kim bir düğüm bağlar da sonra ona üflerse sihir yapmıştır, sihir yapan da şirk etmiştir. Her kim bir şeye takılırsa (bir menfaati olur veya zararı defeder diye gönül takar, inanırsa veya o itikad ile muska ve nazarlık gibi bir şey takınırsa) ona havale edilir.

” Yani yalnız Allah’a sığınmayıp da o şeye bağlandığı, ondan umduğu, halbuki Allah’ın izni olmayınca hiçbir şeyin ne faydası, ne zararı olmayacağı için o takıldığı şeyden hiçbir fayda görmez, Allah’ın yardım ve lütfundan mahrum olur.

Her şeyin bir devası (ilâcı) vardır.” hadisi gereğince rûhî hastalıklara rûhânî, cismanî hastalıklara cismanî sebeplerle tedavi meşrû olduğu gibi, karışık olanlara da karışık tedâvi elbette meşrû olur. Şu şart ile ki, tesir, sebeplerden değil, Allah’tan bilinmeli ve hepsinde de entrikadan, sihirbazlıktan, şarlatanlıktan, aldatma ve zarar vermeden sakınılmalıdır. Bu cihetle bedenî hastalıkların tedâvisinde bile gerek doktorun ve gerek hastanın ahlâk ve inanç itibarıyla ruh hallerinin dahi özel önemi bulunduğundan, ruhanî kıymet, iyi niyet ve itikat selameti hepsinin başında gelir. Yoksa tıp ilmi adına yapılan zararlar, afsunculuk, üfürükçülük adıyla yapılan zararlardan az değildir. Özellikle bunları Allah için insanlara hizmet ve menfaatten çok, sırf mal kazancı için vasıta yapan ve çok fazla ücretler almak üzere alış veriş akidleri yapmadan bir nefes sarfetmek bile istemeyen doktor taslaklarının, şarlatanların zararları, hiçbir zaman cinciliği, üfürükçülüğü sanat edinenlerden aşağı kalmamıştır. Böylelerinin de de dahil afsunculardan sayılması gerekir. Hatta yalnız tıp ilminde deği, her meslek ve sanatta hak ve hayır fikrinden ayrılarak insan aldatmak, şer saçmak için nefes sarfedenlerin hepsi de bu mânâda dahil olan, şerlerinden sığınılması gereken üfürükçülerin nefeslerinden olduğunun da unutulmaması gerekir. Bunların böyle olması ise karşılığında sırf hak ve hayır için ciddiyet ve doğrulukla Allah yolunda nefes sarfedenlerin varlıklarını ve kıymetlerini inkâra sebep teşkil etmez. Bundan dolayı, halis niyet ve temiz nefeslerle Allah’a sığınarak, Allah’tan şifa niyaz ederek okuyup üflemeyi de mutlaka sihirbazlık gibi kabul etmek doğru olmaz. Onun için rukye (okunma)yi caiz görenler Sıhah’ta rivayet edilen bir hayli hadis ile istidlâl etmişlerdir ki, Razî bunlardan şunları kaydetmiştir:

1- Resulullah (s.a.v.) biraz rahatsız olmuştu. Cibril Aleyhisselâm ona okuyup üfledi de
“Bismillâh okur, rukye ederim sana seni inciten her şeyden, Allah da sana şifa verir.” dedi, diye rivayet edilmiştir.
2- İbnü Abbas demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) bize bütün ağrılardan ve hummadan korunmak için şu duayı öğretirdi:
“Kerim olan Allah’ın adıyla, ben her kanı akan damarın şerrinden ve cehennem ateşinin şerrinden ulu Allah’a sığınırım.”

3- Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki:
Bir kimse eceli gelmemiş bir hastanın yanına girer de yedi defa ,
“Niyaz ederim o ulu Allah’a, O yüce Arş’ın Rabb’ine ki sana şifa versin.” derse şifa bulur.

4- Resulullah (s.a.v.) bir hastanın yanına girdiğinde şöyle derdi:
“Gider o sıkıntıyı, insanların Rabb’i, ona şifa ver, sensin şifa veren, senin şifandan başka şifa yok, bir şifa ki dert bırakmaz.”

5- Resulullah (s.a.v.), Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn’i şöyle sığındırırdı:
“İkinizi de Allah’ın tam kelimelerine sığındırırım, her şeytandan, kötü kazadan ve kötü gözden.” derdi ve buyururdu ki: “Babam İbrâhim de oğulları İsmail ve İshak’ı böyle sığındırırdı.”

6- Osman b. Ebi’l-Âs Sakafî’den, demişir ki:
Resulullah’a vardım ve bende ağrı vardı, beni az daha öldürecekti.
Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Sağ elini onun (ağrıyan yerin) üzerine koy ve yedi kere şöyle de: “Allah’ın adıyla, ben bulduğum şeyin şerrinden Allah’ın izzet ve kudretine sığınırım.” ben de yaptım, Allah bana şifa verdi.” Bu dikkate şâyandır ki Resulullah ona okumamış, onun kendisine okutmuştur.

7- Peygamber (s.a.v.) sefere çıkıp da bir yere konduğu zaman şöyle derdi:
“Ey yer! Benim Rabbim, senin de Rabbin Allah’tır, Allah’a sığınırım senin şerrinden ve sendekinin şerrinden ve senden çıkanın şerrinden ve senin üzerinde debelenenin şerrinden, Allah’a sığınırım arslandan, kara yılandan, zehirli yılandan, akrepten, beldenin sâkinlerinin, doğuranın ve doğurduğunun şerrinden.”

Bunlarda üflemeye dair bir işâret yoktur ve bunların meşrû sayılmaları için başka delile ihtiyaç olmaksızın Ku’rân’daki duâ ve sığınma emirleri ve bu sûreler yeterlidir. Bununla beraber Resulullah’ın üflediği ve sıvazladığı da sâbittir.
8- Resulullah (s.a.v.) her gece muavvizâtı (İhlâs, Felâk ve Nâs sûreleri) okur ellerine üfler, yüzüne ve vücuduna meshederdi.
Bundan başka yine Hz. Âişe’den Sıhah’ta rivayet edilmiştir ki:
“Resulullah (s.a.v.) ailesinden birisi hastalandığı zaman ona Muavvizâtı (İhlâs, Felâk ve Nâs Sûreleri) üflerdi. Vefat ettiği hastalığında da ben okuyup üflüyor ve kendi eliyle kendisini sıvazlıyordum. Çünkü onun mübarek elinin bereketi benim elimden çok büyük idi.”

Bununla beraber Resulullah’ın kendisine başkalarının okumasını istemediğini anlatan şu rivayet de çok mühimdir. Yine Sahîh-i Müslim’de: Hz. Âişe demiştir ki:
Resulullah (s.a.v.) bizden bir insan rahatsız olduğu zaman onu sağ eliyle mesheder (sıvazlar), sonra şöyle derdi:
“İnsanların Rabbi olan Allah’ım o sıkıntıyı gider, şifâ ver, sen şifa vericisin, senin şifandan başka şifa yok, senin şifân dert bırakmaz.”
Ne zaman ki Resulullah (s.a.v.) hastalandı ve ağırlaştı, sağ elini tuttum, onun yaptığını yapmak istedim, elini elimden çekti, sonra “Allah’ım, beni affet, beni Refîk-ı alâ ile beraber kıl.” dedi, ben baka kaldım, ne göreyim iş tamam olmuştu (yani vefat etmişti).

Bunlardan başka Resulullah’ın harpte ve diğer zamanlarda yaralananlara okuyup dokunmasıyla derhal şifa hasıl olanlar da çoktur. Fakat onlar onun peygamberlik özelliğinden olan mûcizeler kabilinden olduğu için diğerleri hakkında delil olmaz. Bununla beraber yine Hz. Aişe “Resulullah (s.a.v.), Ensar’dan bir ehl-i beyte humeden, yani akrep gibi zehirli hayvan sokmasından okuyup üflemeye ruhsat verdi.” demiştir ki, bu da Câbir hadislerini teyid etmektedir. Bunda emmek tıbben de faydalı olduğuna göre, tükürmenin de
bir yönü düşünülebilir. Bundan başka bir de gözden okuyup üfleme (rukye)ye izin verilmiş olduğu ve bu sebeple “Göz değmesi ve sokmadan başkasına rukye (okuyup üfleme) yoktur.” denildiği de zikredilmiştir. Göz değme olayı bir nefsânî durum olması hasebiyle bunda da ruhanî bir nefes ve telkinin faydası açıktır demektir.

Şimdi bütün bunlardan hasıl olan sonuç da şudur ki:

Sihir şâibesi olmamak üzere ruhî ve bedenî kurtuluş için tesirli dualarla rukye (okuyup üflemek) caiz olmakla beraber, istirkâ yani kendini başkasına okutmak, okuyup üfleme talep etmek, Allah’a sığınmak ve dua etmek için başkasının aracılığını dilemek mânâsını içine almış olması itibarıyla dinen hoş görülmüş değildir. O yukarıda zikrolunan hadisler gereğince Allah’ın hesapsız ve azapsız cennete girecek has kulları ondan sakınırlar. Bundan dolayı Hanefî fıkhında bu mesele şu şekilde yazılmıştır: Şifa veren ancak Allah Teâlâ olduğuna ve şifaya onu sebep kıldığına itikat ettiği takdirde tedavi ile meşgul olmakta bir sakınca yoktur. Amma şifa veren ilaçtır diye inanırsa değil.

Karşılığında bir şer ve zarar düşünülmedikçe mümkün olan en zayıf bir fayda ihtimalinden dahi insanları yasaklamak doğru olmaz. Yüzde yüz değil, binde bir, milyonda bir misâle dayanan bir ihtimâl dahi olsa karşılığında bir zarar ihtimali bulunamayan bir fayda mülâhazası yalnız kuruntu değil, az çok delilden doğan bir şüphe demek olduğundan, ihtiyaç halinde daha kuvvetlisi bulunamayınca onunla amel caiz görülür ve öyle bir tesellinin mutlak şekilde yasaklanması da makûl olmaz. Fakat insanların sihirbazlara, şeytanlara kapılması da en çok bu gibi şüpheli durumlar içinde meydana gelir ve onun için zarar ihtimâllerinin de iyi düşünülmesi gerekir.

Bu esas üzere Fıkıh’ta da, şifa, Allah’tan bilinmek şartıyla tedavinin kesin olanıyla amel vacip, korku zamanında terk edilmesi haram; maznun (galip zan) olanıyla amel câiz, durumlara ve şahıslara göre bazan yapılması, bazan da terkedilmesi daha uygun; mevhûm (kuruntu) olanıyla da amel etmek yasaklanmış değilse de, terk edilmesi daha uygun denilmiş, rukye (okuyup üfleme) de mevhûm (kuruntu) kısmından sayılmıştır. Kuruntu olmasının sebebi de dua olması itibarıyla değil, okuyanın nefesinde sebeplik düşüncesi itibarıyladır.

Şu halde bu açıklamadan anlaşılır ki okuyup üfleme ile tedavi halkın pek çoğunun zannettiği gibi dindarlığın gereği ve dinin emrettiği bir şey değil, nihayet bir izindir. Asıl dindarlığın gereği onu terketmek sûretiyle Allah’a dayanmak ve ancak Allah’a sığınıp O’na kendisi doğrudan doğruya duâ etmek ve duâsına başkalarının aracılığını istememektir. Müminin mümine gerek huzurunda ve gerek arkasından duâsı meşrû ve müstahsen ve hatta dinî görevi bulunduğunda ve “Duâ ibâdetin iliğidir.” hadis-i şerifi gereğince duâ ibadetin, dindarlığın iliği olduğunda şüphe yok ise de, duâ etmek başka, okuyup üflemek, başkasının nefesinden medet beklemek yine başkadır.

Allah Teâlâ duâyı emretmiş

“Bana duâ edin, duânızı kabul edeyim.” (Mümin, 40/60)
“Ben (o kullara) yakınım. Bana duâ edince duâ edenin duâsına karşılık veririm.” (Bakara, 2/186)
“De ki: Duanız olmasaydı Rabbim size ne değer verirdi?” (Furkan, 25/77)

Fakat şirkten kendinden başkasına duâ etmekten yasaklamış,

“Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O’na ortak koşmam, de.” (Cin, 72/20)

Aynı şekilde Kur’ân’da ve Resulü’nün diliyle en güzel duaları öğretmiş bütün şerlerden doğrudan doğruya kendisine sığınılmasını emretmiştir. Okuyup üfleyecek olan bunları bellesin, her zaman kendine cankurtaran edinsin. Peygamber (s.a.v.)’den rivayet edildiği üzere her gece ve her ihtiyacında temiz kalp ve itikat ile okusun, kendine üflesin, mümin kardeşlerine de hem dua, hem tavsiye etsin, temiz nefesle dua edenlerin dualarının bereketlerini de inkâr etmesin. Buna söz yok, fakat Allah Teâlâ böyle dua ve icabet (kabul etme) kapısını herkese açtığı, ona genellikle herkesi çağırdığı, herkesin doğrudan doğruya sığınmasını istediği ve şirk ayıbını kabul buyurmadığı halde; ona doğrudan doğruya dua ve ibadet ile sığınma ve ilticayı bırakıp da, “Ben o kapıya gidemem, ne isteyeceğimi de bilemem.” diye dua tellalı aramaya ve onun nefesinden meded ummaya kalkışmak dindarlığın gereği değil, câhiliyye adetidir. İnsanlar bundan gafil olup kendisine okutup üfletmeyi dindarlık gereği sandığı için burada bu genişçe anlatım ile sözü uzatmaya lüzum görüldü. “Muvaffak edici Allah’tır.” 

askduaları.com

selametle

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Büyü Nasıl Anlaşılır Yazalım

büyü yapıldığından şüpheli iseniz uzaman birinden yardım almalısınız ancak kendinizde aşağıdaki yöntemle büyü olup olmadığına dair fikir edinebilirsiniz

kişiden 4 parmak ip alınır veya ayak başparmağından topuğa kadar iplikle ölçü alınır her ikiside olur. önce bir kağıt üzerinde o ip ölçülür ölçülen ipliği hastanın avucunun içine konulur eli kapatılır, elini sıkmasını önerir, aşağıda okunması gereken sure ve azimeti okunur tekrar hastanın elinden o ip alınır ve daha önce ölçtüğünüz yere konulur ve bakılır eğer ip uzamışsa cin alameti kısalmışsa insan şerri (büyü) şayet ip aynı boydaysa cenabı haktan gelen bir rahatsızlık demektir. ipliği hastanın eline koyunca 3 defa HÜMEZE suresi(kuranda en son sayfalarda) ve 3 defada bu azimet okunur.

okunacak azimet: egsamtü aleyke ya meymunu ya ebanuh en tenzile adla hazal eseri ve tübeyyin ma bisahibihi minel cinni fetavvelhu ve in kane minel insi febgihi ala halihi bihaggi hazihissuratiş şerifeti uluhan uluhan el acel el acel el acel essaah essaah

askduaları.com

saygılar

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Büyü Belirtileri Nelerdir Öğrenin

büyüye maruz kalan bir insanda ne tür belirtiler görülür askduaları.com da sizlere aktaralım

Ruh halinizde bir değişiklik hissetmeniz, kendinizi tanıyamaz durumda olmanız, gece artarak devam eden sıçrayarak uyanmalar, korkunç rüyalar görmeye başlamanız, rüyalarınızda sık sık kedi, köpek gibi hayvanları görmeniz, kalp ya da midenizde ilgili rahatsızlığınız olmadığı halde göğüs kafesinizde ağrı hissetmeniz, Aşırı yorgunluk, ensenizde ağrılar, saçlarınızda elektriklenmeler olması, gözlerdeki ağrılar, gölgenizin sizi izlediği izlenimine kapılmak, ayak tabanlarınızın yanma halleri başlıca belirtilerdir.
Bazı insanlarda, aşırı etkilenme ve geç müdahale sonucu sinir bozuklukları ve akli denge bozukluklarına kadar giden olaylar mevcuttur. Bu yüzden dikkatli olup, bu belirtileri önemsemek gereklidir. Büyülerde etkinin beyin iradesiyle en aza indirilmesi mümkündür.
Büyülerin etkileri insanların burçlarına göre de değişkenlik gösterebilir. Yengeç, Aslan, İkizler, Oğlak, Kova ve Yay Burçları büyü konusunda daha hassastır

Bayanlarin Sikayetleri
Ümmüs subyan (kadinlarin korkulu rüyasi) hamilelik döneminde çocugun henüz ceninlik asamasinda olusmasini önleyen durum, hamile kalamamak
Nisanlilikta baslayan, bazen evlilige kadar bazen de evlilikten sonra da devam edebilen aglamalar, bogucu sikintilar, bayilma ve bayginlik turu kendinden geçmeler, kabuslu rüyalar, korkmalar, yalniz kalamamaklar, hayal görmeler

Erkeklerin şikayetleri
Ani bayılmalar
Sonradan olusan kekemelikler
Bir turlu temizlendiğine inanmadığımız uzuvlarimiz. (eller ve ayaklar gibi)
Sara turu rahatsizliklar
Nisan ve Evlilik tesebbüslerindeki basarisizliklar, yada hiç o asamaya gelememek (Kismetin bagli olmasi)
Cinsel isteksizlik(normal yaslarda olunmasina ragmen gücün azalmasi yada bitmesi)
Uykusuzluk (Bir turlu uyuyamamak, yada uykuya doyamamak)
Eslerin birbirlerinden sogumasi ve nefrete donen iliskiler (aslinda hiç bir gerekte yokken)
Eslerin birbirlerini aldattigi varsayimlari (kendi kendilerini yiyip bitiren, rahatsiz edici kiskançliklar)
Ani ve asiri korkmalar
Insan tipinden farkli degisik ve korkunç kisiler görmek yada gördügünü hissetmek
Ayni rüyayi yada kabusu pes pese görmek ve etkisinden kurtulamamak

bu belirtilerin bazı psikolojik olabilir dikkat edilmesi gerekir

saygılar

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Celcelutiye Duası Türkçe Okunuşu

şimdide sizlere mübarek celcelütiye duasını ve türkçe okunuşunu yazacağız öncelikle duanın okunuşunu bir yazalım isterseniz

Bede’tü bi bismillahi rûhî bihihtedet İlâ keşfi esrârin bi bâtınihintavet

Ve salleytü bissânî alâ hayri halkıhî Muhammedin men zâhad dalâlete velğalet

İlâhi lekad aksemtü bismike dâıyen Bi âcin mâhûcin celcelûtin celcelet

Seeltüke bi ismil muazzami kadruhû Ve yessir ümûri yâ ilâhî bi salmehet

Ve yâ hayyü yâ kayyûmü edûke râciyen Bi âcin eyûcin celcelûtin helhelet

Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihın Bi mıhrâşin mihrâşin bihin nâru uhmidet

Bi âcin ehûcin yâ ilâhî mühevvicin Ve yâ celcelûtin bil icâbeti helhelet

Li tuhyî hayâtel kalbi min denesin bihî Bi kayyûmin kâmes sirru fîhi ve eşrakat

Aleyye dıyâün min bevârikı nûrihî Felâha alâ vechî senâün ve ebrakat

Ve subbe alâ kalbî şeâbîbû rahmetin Bi hıkmeti mevlânel kerîi fe entakat

Ehâtat biyel envâru min külli cânibin Ve heybetü mevlânel azıymi binâ alet

Fe sübhânekellâhümme yâ hayra bâriin Ve yâ hayra hallâkın ve ekrame men beat

Fe bellığnî kasdî ve külle meâribi Bi hakkı hurûfin bil hicâi tecemmeat

Bi sirri hurûfin ûdiat fî azıymetî Bi nûri senâil ismi ver rûhi kad alet

Efıd lî minel envâri feydate müşrıkın Aleyye ve ahyî meyte kalbî bi taytafet

Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten Ve küffe yedel a’dâi annî bi ğalmehet

Elâ ve ahcübennî min adüvvin ve hâsidin Bi hakkı şemâhın eşmehın sellemet semet

Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın Bi kuddûsin berkûtin bihiz zulmetüncelet

Elâ vakdı yâ rabbâhü bin nûri hâcetî Bi nûri eşmehın celyâ serîan kadinkadat

Biyâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen Ve yâ âliyen yessir ümûrî bi saysalet

Ve emnahnî yâ zel celâli kerâmeten Bi esrâri ılmin yâ haliymü bikencelet

Ve hallısnî min külli hevlin ve şiddetin Eyâ câbiral kalbil kesiyri minel habet

Ve ahrisnî yâ zelcelâli bi kâfi kün Bi nassı hakıymin kâtııs sırri esbelet

Ve sellim bi bahrin ve a’tınî hayra berrihâ Fe ente melâzi vel kürûbi bikencelet

Ve subbe aleyyer rizka sabbete rahmetin Fe ente racâül âlemiyne velev tağat

Ve asmim ve ebkim sümme a’mi adüvvena Ve ahrıshüm yâ zelcelâli bi havsemet

Ve fi havsemin mea devsemin ve berâsemin Tehassantü bil ismil azıymi minelğalet

Ve a’tıf kulûbel âlemiyne bi esrihâ Aleyye ve elbisennî kabûlen bi şelmehet

Ve yessir ümûrana yâ ilâhî ve a’tınâ Minel ızzi vel ulyâ bi şemhın ve eşhamet

Ve esbil aleynes setra veşfi kulûbenâ Fe ente şifâün lil kulûbi minel ğaset

Ve bâriklenallâhümme fi cem’ı kesbinâ Ve hulle ukûdel usri biyâyûhin irtehat

Biyâhin ve yâyûhin ve yâ hayra bâzihın Ve yâ men lenel erzâku min cûdihî nemet

Neruddü bikel a’dâe min külli vichetin Ve bil ismi termîhim minel bu’di bişşetet

Ve ahzilhüm yâ zelcelâli bi fadli men İleyhi seat dabbül felâti ve kad şeket

Fe ente racâi yâ ilahî ve seyyidî Fe fülle lemîmel ceyşi in râme bî abet

Ve küffe cemiyâl mudırrîne keydehüm Ve annî bi aksâmike hatmen ve mâ havet

Fe yâ hayra mes’ûlin ve ekrame men a’ta Ve yâ hayra me’mûlin ilâ ümmetin halet

Ekıd kevkebî bil ismi nûran ve behceten Meded dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet

Biâcin âhûcin celmehûcin celâletin Celîlin celcelûtin cemâhin temehracet

Bi ta’dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin Ve behrati tibrîzin ve ümmin teberreket

Tükâdü sirâcün nûri sirran beyâneten Tükâdü sirâcüs sürci sirran tenevverat

Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın Bi kuddûsi berkûtin bihin nâru uhmidet

Biyâhin ve yâyûhin nümûhin esâliyen Bi tamtâmin mihrâşin li nâril ıdâ semet

Bi hâlin ehîlin şel’ın şel’ûbin şâliın Tahiyyin tahûbin taytahûbin tayyattahet

Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın uksimet Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat

Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın uksimet Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat

Ebâzîha beyzûhın ve zeymûhın ba’dehâ Hamârûhı yeşrûhın bi şerhın teşemmehat

Bi belhın ve simyânin ve bâzûhın ba’dehâ Bi zeymûhın eşmûhın bihil kevnü ummirat

Bi şelmehatin akbil düâi ve kün meıy Ve kün lî minel a’dâi hasbî fe kad beğat

Fe yâ şemhasâ yâ şemhasâ ente şemlehâ Ve yâ aytalâ hatlür riyâhı tehalhalet

Bikel havlü ves savlüs şedîdü li men etâ Libâbi cenâbike veltecâ zulmetüncelet

Bi tâha ve yâsîn ve tâsîn kün lenâ Bi tâsim mîmin lis seâdetıkbelet

Ve kâfin ve hâyâin ve aynin ve sâdihâ Kifâyetünâ min külli aynin binâ havet

Bi hâmîme aynin sümme sînin ve kâfihâ Hımâyetünâ minhel cibâlü tezelzelet

Bi kâfin ve nûnin sümme hâmîmin ba’dehâ Ve fî sûretid dühâni sirran kad uhkimet

Bi elifin ve lâmin ven nisâ ve ukûdihâ Ve fî sûretil en’âmi ven nûri nüvvirat

Ve elifin ve lâmin sümme râin bi sirrihâ Alevtü bi nûril ismi min külli mâ cenet

Ve elifin ve lâmin sümme mîmin ve râihâ İlâ mecmeıl ervâhı ver rûhı kad alet

Bi sirri havâmîmil kitâbi cemîıhâ Aleyke bi fadlin nûri yâ nûru uksimet

Bi amme abese ven nâziâti ve târikın Ve fî vessemâi zâtil bürûci ve zülzilet

Bi hakkı tebâreke sümme nûnin ve sâilin Ve fî sûretit tehmîzi veş şemsi küvvirat

Ve bizzâriyâtiz zerri ven necmi iz hevâ Ve bıkterabet liyel ümûru tekarrabet

Ve fî süveril kur’âni hızben ve âyeten Adede mâ karael kârî ve mâ kad tenezzelet

Fe es’elüke yâ mevlâye fî fadlikellezî Alâ külli mâ enzelte kütben tefaddalet

Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin Asbâvüsin âli şeddâye aksemtü bi taytağat

Bi sirri büdûhın exhezetın betadin zehecin Bivâhıl vehâ bil fethı ven nasri esreat

Bi nûri feceşin mea sazhazin yâ seyyidî Ve bil âyetil kübrâ eminnî minel fecet

Bi hakkı fekacin mea mahmetin yâ ilâhena Bi esmâikel husnâ ecirnî mineş şetet

Hurûfün li behrâmin alet ve teşâmehat Ve ismü asâ mûsâ bihiz zulmetün celet

Tevesseltü yâ rabbi ileyke bi sirrihâ Tevessüle zî züllin bihin nasühtedet

Hurûfün bi ma’nâhâ lehel fadlü şürrifet Meden dehri vel eyyâmi yâ rabbinhanet

Deavtüke yâ allâhü hakkan ve innenî Tevesseltü bil âyâti cem’an bi mâ havet

Fetilke hurûfün nûri fecma’ havâssahâ Ve hakkık meânîhâ bihil hayru tümmimet

Vahdurnî avnen hadîmen müsehharan Tuheymefyâîlü bihil kürbetüncelet

Fe sehhır lî fîhâ hadîmen yütıy’uni Bi fadli hurufi ümmil kitâbi ve mâ telet

Ve es’elüke yâ mevlâye fismikellezî Bihî izâ düıye cem’ul ümûri teyesserat

İlâhi ferham da’fi vağfirlî zelleti Bi mâ kad deatkel enbiyâü ve tevesselet

Eyâ hâlikıy yâ seyyidî ıkdı hâcetî İleyke ümûrî yâ ilâhî tesellemet

Tevesseltü yâ rabbî ileyke bi ahmedâ Ve esmâikel husnelletî hiye cümmiat

Fe cüd va’fü vasfah yâ ilâhî bi tevbetin Alâ abdikel miskîni min nazratin abet

Ve veffıknî lil hayri ves sıdkı vettükâ Ve eskinennil firdevse mea firkatin alet

Ve kün bî raûfen fî hayâti ve ba’de mâ Emûtü ve elkâ zulmetel kabrin celet

Ve fil haşri beyyıd yâ ilâhî sahîfetî Ve sekkıl mevâzînî bi lutfike in eraddet

Ve cevviznî haddes sırâtı mûhervilen Vahminî min harri nârin ve mâ havet

Ve sâmıhî min külli zenbin ceneytühû Vağfir hatıy’atiyel ızâme ve in alet

Fe hâzâ havâtimühünne men kad hassastühâ Bi sirrin minel esrâri fil levhı ünzilet

Selâsü ısıyyin suffifet ba’de hâtemin Alâ ra’sihâ mislüs sihâmi tekavemmet

Ve mîmün tamîsün ebteru sümme süllemü Ve fi vasatihâ bil cerrateyni teşerbeket

Ve erbeatün tühkil enâmile ba’dehâ Tüşîru ilel hayrâti ver rızka cümmiat

Ve hêün şekıykun sümme vâvün mükavvesün Ke ünbûbi haccâmin mines sirri kad havet

Ve evâhıruhâ mislül evâili hâtemün Humâsiyyü erkânin bihis sirru kad havet

Fe addilhü min ba’di aşrin selâseten Ve lâ tekü fî ıhsâihâ mütevehhimet

Selâsün minet tevrâti lâ şekke erbeu Ve erbeun min incîli ıysebnü meryemet

Ve hamsün minel kur’âni hünne temâmühâ İlâ külli mahlûkın fesıyhın ve ebkemet

Fe hâzâ ismüllâhi celle celâlühû Ve esmâühû ındel beriyyeti kad samet

Fe hâzâ ismüllâhi yâ kâriüntebih Ve lâ tertedid teblî li rûhıke bil habet

Fe hâzâ ismüllâhi yâ câhilu’tekıd Ve iyyâke teşkük tetlüfür rûha ve elcetet

Fe huz hâzihil esmâe hakkan ve ahfihâ Fe fîha minel esrâri mâ lâ bihî levet

Bihel ahdü vel mîsâku vel va’dü vel likâ Ve bil miski vel kâfûri hakkan kadıhtemet
Ve lâ tu’tı zel esmâi yevmen li câhilin Ve lev kâne mea ünsâ le kânet bihî semet

Fe in kâne hâmilühâ minel havfi hâriben Fe akbil ve lâ tahşel mülûke bi mâ havet

Fe in kâne masrûan minel cinni vâkıan Fe hâmîme harfül ayni yâ sâhu kuttıat

Fe tersimü min fevkıl cebîni hurûfehâ Fe hâ hiye ismüllâhi cemiy’an tefaddalet

Ve in kâne insânen yehâfü adüvvehû Ve lâ tahşe min be’sil mülûki velev tağat

Fe in kâne hâzel ismü fî mâli tâcirin Fe emvâlühû bil hayri vel cûdi kad nemet

Ve in künte hâmilehâ minel havfi hâriben Fe akbil ve lâ tahşe fe te’men minel habet

Fe yâ hâmilel ismillezî celle kadruhû Tevekkâ bihî küllel ümûri tesellemet

Fe kâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf Ve düs külle erdın bil vühûşi teammerat

Fe lâ hayyetün tahşâ ve lâ akrabün terâ Ve lâ esedün ye’ti ileyke bi hemhemet

Ve lâ tahşe min seyfin ve lâ ta’ni hancerin Ve lâ tahşe min rumhın ve lâ şerrin eshemet

Cezâ men karae hâzâ şefâatü ahmedâ Ve yuhşeru fil cennâti mea hûrin huffifet

Va’lem bi ennel Mustafâ hayru mürselîn Ve efdalü halkıllâhi men kad teferrakat

Ve saddir bihî min câhihî külle hâcetin Ve selhü li key tencüve minel cevri vettağat

Ve salli ilâhi külle yevmin ve sâatin Alel mustafel muhtâri mâ nesmetün semet

Ve salli alel muhtâri vel âli küllihim Ke addi nebâtil erdı ver riyhı mâ serat

Ve salli salâten temleül erda ves semâe Kevebli ğamâmin ma’ ruûdin tecelcelet

Fe yekfîke ennellâhe sallâ bi nefsihî Ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet

Ve sellim aleyhi dâimen mütevessilen Meded dehri vel eyyâmi mâ şemsün eşrakat

Ve sellim alel athâri min âli hâşimin Adede mâ haccel hacîcü ve sellemet

Verda yâ ilâhî an ebî bekrin mea umera Verda alâ osmâne mea hayderis sebet

Kezal âlü vel ashâbü cem’an cemîuhüm Meal evliyâi ves sâlihıyne ve mâ havet

Mekâlü aliyyin vebni ammi muhammedin Ve sirru ulûmin lil halâikı cümmiat

TÜRKÇE ANLAMIDA ŞÖYLEDİR

– Sırların hazinesi olan “Bismillah” ile başlarım. Onun ile o hazineyi keşfederim.

– Ardından mahlûkatının en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı Hz. Muhammed(sav)’e salât getiririm.

– İlahi! Kusursuz olan Allah, Ehad, Bedi ve Kadir isimlerini şefaatçi kılıp niyazla Senden istiyorum!

– Kadri muazzam olan ismin hürmetine Senden niyaz ediyorum Ya ilahi, işlerimi kolaylaştır!

– Ya Hayy, ya Kayyum! Allah, Ehad, Bedi ve Basıt isimlerini şefaatçi kılarak ve ümitle Sana yalvarıyorum.

– Ey yaratma mertebelerinin en yükseğinde bulunan Allahım! Sabit, Cebbar isimlerinin hakkı, uyumaz sıfatın ve ateşleri söndüren Halim ismin hürmeti için!

– Ey çabuk imdada koşan Rabbim! Allah, Ehad isimlerin ve dualara süratle cevap veren Bedi ismin hürmetine Sana yalvarıyorum.

– Kayyum ismin hürmetine, kalbimi ondaki kirlerden temizleyerek ihya et! Ona Senin sırrın yerleşip ışık saçsın.

– O sırrın nurunun parıltılarından üzerimde bir aydınlık bulunsun. Böylece yüzümde bir ışıltı zuhur edip parıldasın.

– Kalbime rahmet sağanakları dökülsün de onu Kerim olan Mevla’mızın hikmet incileriyle dile getirsin.

– Her yandan beni nurlar kuşatsın da büyük Mevla’mızın heybeti bizi kaplasın.

– Sen her türlü noksandan münezzehsin, ey yaratma ve yoktan her an çoklukla var etme mertebesinin en yükseğinde bulunan ve ölüleri en kerimane tarzda dirilten Allahım.

– Bir araya getirilmiş heca harflerinin hakkı için beni maksadıma ve her türlü ihtiyaçlarıma erdir.

– Yüce ismi azamın ve Kuran’ın her tarafı kuşatan nuruyla irademe yerleştirilen harflerin sırrı hürmetine,

– Nurlardan üzerime ışık saçacak bir feyiz akıt ve ism-i Hâkiminle kalbimin cansızlığını ihya eyle.

– Ne olur ism-i cebbarınla bana bir heybet ve celal giydir ve düşmanlarımın ellerini benden çektir.

– Kadri yüce, Selam, Aziz ve celil ism-i şeriflerinin hürmetine beni her türlü düşman ve hasetçiden koru.

– Bunu, Celal, Rauf, Münezzeh, Kudüs ve kendisiyle karanlıkların dağıldığı Rahim isimlerinin nuruyla lütfet.

– Ey Rabbim! O nur ile ihtiyaçlarımı gider. Selam ve Hayy ism-i şeriflerinle hacetimi süratle yerine getir.

– Ma’bud, Hu, Samed ve Şehid isimlerinin hürmetine ey Yüce! Kâfi isminle işlerimi kolaylaştır.

– Ey Celal sahibi! Ve ey Halim! Senin yardımınla açılacak bir ilmin sırrıyla bana bir ikram lütfeyle!

– Sırları kesin ve inkişaf etmiş Kuran-ı Hâkim’in nurani ve açık ifadeleriyle beni her türlü korku ve sıkıntıdan kurtar.

– Ey Celal sahibi ve ey kırık gönülleri üzüntüden kurtarıp saran! “Kün=ol” fiilinin “Kaf”ı hürmetine beni koru!

– Tehlikeler deryasında beni güvende kıl ve o deryadan en hayırlı bir selamet sahiline çıkmayı ihsan eyle. Sensin benim sığınağım ve sıkıntılar ancak Seninle ortadan kalkar.

– Rahmet olan yağmurun sağanak hali gibi üzerime rızık yağdır. Her ne kadar günahta aşırı da gitseler âlemlerin ümidi yalnız sensin.

– Ey Celal sahibi’ Basir ism-i şerifin hürmetine düşmanlarımızı sağır, dilsiz, kör ve konuşamaz eyle.

– Âlim ve Gani isimlerinle beraber Sabur isminin de kal’asına sığınarak, yanlışlıktan korunurum.

– baştanbaşa bütün mahlûkatın gönüllerini bana lütfunla çevir ve Fettah ism-i şerifinle bana makbuliyet elbisesini giydir.

– Ya ilahi! Selam ism-i şerifin hürmetine işlerimizi kolaylaştır ve bize izzet ve yücelik ver.

– Üzerimize af örtüsünü ger ve kalplerimize şifa ver. Kalpleri manevi hastalık kirlerinden temizleyip şifaya kavuşturan yalnız sensin.

– Allahım! Hu ism-i şerifin hürmetine, bütün rızkımızda bize bereket ihsan eyle ve güçlük düğümlerini çöz de rahatlayalım.

– Ey gerçek Mabud, Ya Hu ve Ya Hayre’l-halıkîn! Ve ey bizim için rızıklar Onun cömertliğinden coşup gelen.

– Her yönden gelen düşmanı senin yardımınla defederiz. Sen de isminle onlara uzaktan atar ve onları dağıtırsın.

– Ey Celal sahibi! Çöl kelerinin, yanına koşarak gelip şikayetini arz ettiği Zat(Hz. Muhammed)’in şanı hürmetine onları yüzüstü ve yardımsız terk et.

– Ya ilahi! Benim ümidim ve seyidim yalnız sensin. Beni tahkir etmek isteyen ordunun düzenini dağıt.

– Kesin yeminlerin ve muhtevaları hürmetine bütün zararlıların tuzaklarını benden defet.

– Ey eski ümmetlerden beri kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı, ihsanda bulunanların en kerimi ve ümit kapılarının en değerlisi.

– Ey gizliliklere ilmiyle nüfuz eden Nur! İsminle, yıldızımı çağlar ve asırlar boyu nurlu kıl ve parlamaya devam ettir.

– Nurun kandili gizli fakat açık bir biçimde tutuşturulur. Kandiller kandili gizli olarak nurlanır.

– İzzet, azamet, celal ve Kibriya sahibi münezzeh ve mukaddes olan Zat-ı Rahim’in nuruyla küfrün ateşi söndürülür.

– Ma’bud-u bilhak (el-ilah) Hu, Samed, Zu’l-Batş (düşmanlarını kıskıvrak yakalayan) Cebbar (hükmüne karşı konulmaz) ve Halim olan Zatın yardımıyla (o nur) düşmanlarının ateşini bastıracak.

– Gerçek Ma’bud, Hak olan ve hakkı gerçekleştiren, Cemil, Vedud ve Mucib olan Zatın yardımıyla insanlara kendisini sevdirecektir.

– Hak ism-i şerifin hürmetine duamı kabul buyur, benim yanımda ol, düşmanlarıma karşı bana kâfi gel, çünkü artık onlar çok ileri gittiler.

– Ey Rab ve Rahman olan Allahım! Hiç şüphesiz sen Hak Ma’budsun! Ey kuvvetli mededkârım! Şiddetli fırtınalar peşi peşine kopmaktadır.

– Kâfirlerden korunmak ve düşmana şiddetli hücum gerçekleştirmek ancak senin yardımınladır. Senin yüce kapına gelip sığınan kimsenin karanlığı dağılır.

– Tâ Hâ, Yâ Sîn, Tâ Sîn (Neml) ve Tâ Sîn Mîm (Kasas ve Şuara) sureleri hürmetine bize yönelip gelen bir saadete ermek için bizim yardımcımız ol.

– Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd (Meryem) ile bizi dört bir yandan kuşatan kem gözlere karşı korunuruz ve bu bize yeter.

– Hâ Mîm Ayn Sîn Kâf (Şû Râ) suresi bizi koruyan sığınağımız olsun; onun karşısında dağlar bile sarsılır.

– Kâf, Nûn ve Hâ Mîm sureleri hürmetine bu himayeyi gerçekleştir. Duhan suresinde de muhkem kılınmış bir sır vardır.

– Elif Lâm ile başlayan sureler, Nisa suresi, Maide suresi, En’am suresi ve nurlu kılınmış Nur suresi hürmetine…

– Elif Lâm Râ ile başlayan (Yunus, Hûd, Yusuf, İbrahim, Hicr) sureleri sırrı ve İsm-i A’zam’ın nuruyla, işlediğim her günahtan vazgeçerek yükseldim.

– Elif Lam Mim Ra (Rad) suresiyle yüce olan ruhaniler ve melekler meclisine yükseldim.

– Amme, Abese, Naziat, Tarik, Ve`s-Semai Zatilburuci ve Zilzal sureleri hürmetine.

– Tebareke, Nun, Seele Sailün, Tehmiz (Hümeze), Ize`ş-Şemsu Kuvvirat sureleri hakkı için…

– Zariyat, Necm ve Kamer sureleri hürmetine işlerim bana kolaylaşsın.

– Hizb hizb, ayet ayet okuyucuların okudukları ve inmiş olanlar adedince Kur`an sureleri hakkı için.

– Ey Mevla’m! Kendilerine kitap indirdiğin her peygambere ihsanda bulunan fazlını diliyorum.

– O harfler Merih yıldızı gibi yüksek ve âlidir. Asa-yi Musa ismiyle karanlıklar dağılır.

– Bunların sırrını kendime şefaatçi ederek Senden niyazda bulunuyorum. Bu, insanların kendisiyle doğru yolu bulduğu zillet ve tevazu sahibi birinin tevessülü gibi olsun.

– Ey merhametli Rabbim! Bunlar öyle harflerdir ki, manaları sebebiyle çağlar ve zamanlar boyu üstünlük kendilerine bahşedilmiş ve yüceltilmişlerdir.

– Ey Allahım! Gerçekten bütün ayetler ve ihtiva ettikleriyle Sana tevessülde bulunarak yalvardım.

– İşte onlar, nur harfleridir. Onların hasiyet ve meziyetlerini (bende) topla, manalarını gerçekleştir. Her türlü hayır onlarla tamamlanır.

– Bana itaat eden yardımcı bir hizmetçi gönder. Onunla sıkıntım ortadan kalksın.

– Ümmü`l-Kitap olan Fatiha suresi ve arkasından gelen sureler hürmetine bu konuda bana itaat edecek bir hizmetçi musahhar kil.

– Ey Mevla’m! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle (ism-I A`zam) Sana yalvarıyorum.

– İlahi! Peygamberlerin Sana manen yaklaşmak için kendilerine şefaatçi kıldıkları kelimeler hürmetine güçsüzlüğüme merhamet et. Günahlarımı bağışla.

– Ey Yaratıcım ve Seyyidim (Efendim)! İhtiyacımı yerine getir! İşlerim sana havaledir.

– Ya Rabbi! Hz. Muhammed (sav)`I ve burada cemedilen güzel isimlerini şefaatçi kılarak Senden niyaz ediyorum.

– Ya ilahi! Günah ve yersiz bir bakışa varıncaya kadar bütün hatalarımdan tevbe etmeyi şu miskin kuluna lütfeyle ve hatasından geç!

– Beni hayır, ihlâs ve takvaya muvaffak kil ve yüce toplulukla birlikte beni Firdevs cennetine sakin eyle.

– Hayatımda ve ölüp kabrin karanlığına vardığımda bana merhametli ol ve böylece o karanlık nura açılsın.

– Ya ilahi! Ne olur, Mahşerde amel sahifemi lütfunla ak eyle! Ve eğer hafif gelecek olursa sevap terazimi ağır getir.

– Beni, keskin olan sırat köprüsünden koşarak geçir ve o büyük Cehennem ateşinden ve içindekilerden koru.

– işlediğim her günahtan dolayı beni affet. Çok da olsa büyük günahlarımı bağışla.

– Ey kadri yüce ismi taşıyan! Bütün tehlikeli işlerden kurtuldun ve selamete erdin.

– Savaş, korkma! Harbet, çekinme! Vahşi ve yırtıcı hayvanlarla dolu her yere gir!

– Saldır, kaçma! Dilediğin düşmanla mücadele et! Dört yanını kuşatmış da olsa hiçbir kralın gücünden korkma!

– Ne bir yılandan korkarsın, ne de bir akrep görürsün. Ne de bir aslan gürleyerek sana gelir.

– Ne bir kılıçtan, ne bir hançerin yaralamasından, ne bir mızraktan ve ne ortalığı almış kötülük ve tehlikeden korkma!

– Bunu okuyanın mükâfatı Hz. Muhammed’in (a.s.m.) şefaatidir. Saf saf dizilmiş hurilerle birlikte Cennette toplanır.

– Bil ki, Muhammed Mustafa (a.s.m.) en üstün Peygamberdir. Allah’ın yeryüzüne yayılmış kullarının en faziletlisidir.

– Yüce şanından dolayı her dileğinin başında onu an, onu şefaatçi et ki zulüm ve tecavüzden kurtulasın.

– Yâ İlâhî! Her gün, her an ve her rüzgâr estikçe o seçkin Mustafa’ya salât eyle.

– O seçilmiş Muhammed’e (a.s.m.) ve bütün Âline yeryüzünün bitkileri ve kıyamete kadar esen rüzgâr adedince salât eyle!

– Parıldayan şimşeklerle birlikte bulutlardan dökülen yağmurlar adedince ve yeri göğü dolduracak kadar salât eyle!

– Bizzat Hz. Allah’ın ve meleklerinin ona salât ve selâm getirmesi (Onun büyüklüğünü göstermesi bakımından) sana yeter.

– O halde sen de, yıllar ve günler sürdükçe ve güneş ışık saçmaya devam ettikçe, sürekli olarak ve şefaatini dileyerek ona salât getir.

– Âl-i Hâşim’den (Haşim Oğullarından) o paklara, hacılar Kâbeyi ziyaret edip onu selâmlamaları adedince selâm eyle!

– Yâ İlâhî! Hz. Ebû Bekir ve Ömer’den, Hz. Osman ve sarsılmaz Haydar’dan da (Allah’ın Arslanı Hz. Ali’den) razı ol!

– Aynı şekilde bütün Âl ve Ashabından, evliya ve salihlerden ve bunlara tâbi herkesten razı ol!

– Bu, Hz. Muhammed’in (a.s.m.) amcası oğlu Hz. Ali’nin sözleridir. Onda mahlûkat için ilimlerin özü ve sırrı toplanmıştır.

aşkduaları.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Sekine Duasıdır

dertlerin dermanı dileklerin kabul vesilesi sekine duasını ve neşilde okunacağını şimdi sizlere yazalım

Aslı vahye dayanan yüksek, sırlı, tılsımlı, feyizli ve kuvvetli duâlardan birisi de sekinedir. Hz. Cebrail Aleyhisselâm Peygamber Efendimizin (S.A.V.) huzurunda bir sayfa indiriyor. Allah’ın altı ismi yazılı bulunan bu esrarlı ve tılsımlı duâ sayfası, Hz. Ali’ye (R.A.) tebliğ ediliyor. Hz. Ali (R.A.), bu hâdiseyi şöyle anlatıyor:
Ben Cebrail’i gökkuşağı gibi semayı kuşatmış olarak gördüm. Sesini işittim. Sayfayı ondan aldım. Sayfada Allah’ın Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerini yazılı buldum.Sekine ile bildirilen ve Allah’ın Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerinden ibaret olan bu altı ismi, Hz. Ali (R.A.) için ism-i azamdır. Bu isimlerden Hakem ve Adl isimleri İmam-ı Azam için ism-i azamdır. Hayy ismi, Abdülkadir-i Geylânî için ism-i azamdır. Kayyum ismi, İmam-ı Rabbânî için ism-i azamdır. Kezâ bu isimlerin tamamının asrımızda bir meyvesi zuhur etmiştir: Risâle-i Nûr. SEKİNE DUASININ OKUNUŞU:Niyet (ne için ve ne maksatla okunduğuna niyet etmek)İstiğfar ( 7 DEFA) Salavat-ı Şerife (7 DEFA)Allah-u Ekber (10 DEFA)Altı Esma (FERDÜN, HAYYUN, KAYYUMUN, HAKEMUN, ADLUN, KUDDÛSUN) her ayetle beraber okunacak.(19 DEFA) Yani besmele çekilir sonra “FERDÜN, HAYYUN, KAYYUMUN, HAKEMUN, ADLUN, KUDDÛSUN.” denir ve 1. ayet okunur. Sonra tekrar Besmele, 6 esma ve 2. ayet okunur. Sonra tekrar Besmele, 6 esma ve 3. ayet; sonra tekrar Besmele, 6 esma ve 5. ayet vs. 19 ayet bitene değin aynı şekilde okunur. 6 esma: FERDÜN, HAYYUN, KAYYUMUN, HAKEMUN, ADLUN, KUDDÛSUN.

Sekine Duası:
Seyec’alullâhu bağde usriy-yusrâ.
Ve anetil vucûhu lil hayyil kayyûm.
Ve innallâhe biküm leraûfur-rahim.
İnnallâhe kêne tevvêber-rahîmê.
İnnallâhe kêne ğafurar-rahimê.
Fe innâllahe kêne afüvven kadîrâ.
İnnallâhe kêne semiam-basîrâ.
İnnallâhe kêne alîmen hakîmê.
İnnallâhe kêne aleyküm ragîbê.
İnnê fetâhnê leke fetham-mübînê.
Ve yen surakellâhu nasran azîzê.
İnnê hızballâhi hümül ğâlibûn.
İnnallâhe hüvel kaviyyül azîz.
İnnallâhe hüvel ğaniyyül hamîd.
Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ Hû.
Hasbünallâhu veniğmel vekîl
Lê yehzünühümül fezeul ekber
İyyâke nağbudü ve iyyâke nestaîn
Velhamdü lillêhi rabbil âlemîn

askduaları.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]