Fatiha Suresi Hikmeti Ve Havası

Mübarek fatiha suresinin havası celilesi ve bazı hikmetleri şöyledir

Peygamber efendimiz hazreti Muhammed Mustafa s.a.v. Fatiha suresi hakkında şöyle buyurmuşlardır:

Ümmül Kurâni şifâün min külli dâin (Ümmül Kuran (Fatiha ) her derde şifadır.

Kurani kerimde Fe (e) siz Sure Fatiha suresi olup, her türlü afetten korur. Yine Fatiha suresi hakkında peygamberimiz Hazreti Muhammed s.a.v. şöyle buyurmuşlardır:

Men karaehâ ınden nevmi ve karae meahâl ihlâs vel muavve-zeteyni fekad emine külli şeyin illel mevt.

(Yatarken Fatiha suresi ile beraber ihlas ve muavvezeteyn sure- lerini okuyan kimse ölümden başka her şeyden emin olup korunur)

Peygamber efendimiz buyurdu ki: Fatiha suresi sam hariç her şeye şifadır. Sam ise ölümdür.

Fatiha suresi şüphesiz ki yetmiş derde devadır. Hastalık ve elemleri iyileştirir, afiyeti çabuklaştırır. Okunurkende yazıldığında da böyledir. Fatiha suresi 124 harf olup, cümeli ebced adedi 9361 dir.

1. İbni Abbas r.a şöyle rivayet etmiştir: Birgün Hasan bin Ali rahatsızlandı. Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed s.a.v. buyurdularki; Vahyi ilahi nazil olduğu içinde Fe harfi olmayan Fatiha-i şerifi 40 defa bir kase suya okusun. O su ile Hasan ellerini ayaklarını, yüzünü, başını ve de vücudunun her tarafını yıkasın. Allah Teala hazretleri onu her türlü dertten ve hastalıktan şifaya kavuşturur.

2. Şifa için, Fatiha suresini bir tabağa yazdıktan sonra Şifa Ayet lerini hastanın üzerine oku. Şifa Ayetleri budur:

Bismillâhirrahmânirrahîm. Ve yeşfi sudûra kavmin mü’minîn. Ve yüzhib ğayza kulûbihim. Ve şifâün limâ fis sudûr ve hüden ve rahmetün lil mü’minîn. Fîhi şifâün linnâs. Ve nünezzilü minel kurâni mâ hüve şifâün ve rahmetün lil mü’minîn. Ve izâ meridtü fe hüve yeşfîn. Kul hüve lillezîne âmenû hüden ve şifâ

Okuduktan sonra tabaktaki yazıyı su ile silip, bu suyu hastaya içir. Kalan suyuda hastanın ellerine, ayaklarına, yüzüne ve vücuduna sürersen, hasta Allah c.c. ın izniyle şifa bulur

3. Hazreti Ali k.r.v. şöyle buyurmuştur: Fatiha suresini aşağıdaki tertip üzere günde bir (1) defa okuyan kimsenin dünyevi ve uhrevi muradı hasıl olur. Allah Teala insanların kalbini okuyan kimseye musahhar eder ve üzerinden bütün belaları kaldırır. Şeyh Muhyiddin Arabi r.a. hazretleri şöyle buyurmuştur: Fatiha suresini tertiplendiği şekilde hergün yedi (7) defa okuyan kimse, halktan gizli ve örtülü olan ğayb alemini temaşe eder. Meleküt
aleminden olan ruhanilere muttali olup, ceberüt alemiyle irtibat sağlar. Süfli alemden kopup beka alemiyle tam bir bağlantı kurar. Dünyevi ve uhrevi maksatlarınada ulaşıp, zafer yolunu elde eder. Allah c.c. ın feyiz ve lutfuyla bu esrara vakıf olur. Okumanın şekli şöyledir: Kimselerin olmadığı bir yerde beden ve elbisen temiz olarak güzelce bir abdest aldıktan sonra, iki rekat hacet namazı kıl. Namazdan sonra 70 defa istiğfar, 70 defada
peygamberimiz hazreti Muhammed s.a.v. e salavat getir. Daha sonra aşağıdaki Fatiha nın tertibini 70 defa okuyup, hacetin her ne ise Allah Teala dan iste. Şüphesizki Allah c.c. okuyanın hacetini o gün belkide o saat içerisinde yerine getirir. Okuyan kimseye birçok
kalb ve esrar kapıları açılır. Allah Teala hazretleri lütfi keremiyle okuyanı zengin eder. Şerif Buhari r.a. hazretleri der ki; Fatiha suresini bu tertip üzere hergün 7 defa okuyan kimse dünya ihtiyaçlarından hiç kimseye muhtaç olmaz ve Allah Teala okuyana ğayb kapılarını açar. Fatiha suresinin her yedi Ayetinden biri haftanın bir gününe karşılık konmuştur. O günlerde tasarruf edecek ulvi ve süfli alem den olan ruhanilerle beraber, günlerin isimleri ile harfleride yerleştirilmiştir. Fatiha suresi nin tertibi budur:

Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâhi rabbil âlemîn. Yâ Hayyü Yâ Kayyûmu ecib Yâ Rûkyâîl. Semîan mutîan ente ve huddâmeke Müzhib. Bi hakki Elhamdülillâhi rabbil âlemîn. Ve bi hakkil Hayyil Kayyûmi ve bi hakki seyyidinâ Muhammedin aleyhissalâtü vesselâm ve bi hürmetil melâiketil müvekkelîne bi kavâimil arşi Ebced. Errahmânirrahîm. Yâ Raûfu Yâ Atûfu ecib Yâ Cebrâîl aleyhisselâm. Semîan mutîan ente ve huddâmeke Ebyad. Bi
hakkir Rahmânirrahîmi Ve bi hakkir Raûfil Atûfi ve bi hakki seyyidinâ Muhammedin aleyhissalâtü vesselâm ve bi hürmetil melâiketil müvekkelîne bi kavâimil arşi Hevzah.
Mâliki yevmiddîn. Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri ecib Yâ Semsemâîl semîan mutîan ente ve huddâmeke Ahmer. Bi hakki Mâliki yevmiddîn. Ve bi hakki mukallibel kulûbi vel ebsâri ve bi hakki seyyidinâ Muhammedin aleyhissalâtü vesselâm ve bi hürmetil melâiketil müvekkelîne bi kavâimil arşi Taykel. İyyâ kena’büdü ve iyyâ kenesteîn. Yâ Serîu Yâ Karîbü ecib Yâ Mîkâîl semîan mutîan ente ve huddâmeke Bürkân. Bi hakki İyyâ kena’büdü ve iyyâ kenesteîn. Ve bi hakkis Serîil Karîbi ve bi hakki seyyidinâ Muhammedin aleyhissalâtü vesselâm ve bi hürmetil melâiketil müvekkelîne bi kavâimil arşi Mensa’. İhdinas sirâtal müstakîm. Yâ Kadiru Yâ Muktediru Ecib Yâ Sarfeyâîl semîan mutîan ente ve huddâmeke Şemhûreş bi hakki İhdinas sirâtal müstakîm. Ve bi hakkil Kadiril Muktediri ve bi hakki seyyidinâ Muhammedin aleyhissalâtü vesselâm ve bi hürmetil melâiketil müvekkelîne bi kavâimil arşi Faskar. Sirâtallezîne enamte aleyhim. Yâ Alîmü Yâ Hakîmü. Ecib Yâ Anyâîl semîan mutîan ente ve huddâmeke Zevbeah. Bi hakki Sirâtallezîne enamte aleyhim. Ve bi hakki Alîmil Hakîmi ve bi hakki seyyidinâ Muhammedin aleyhissalâtü vesselâm ve bi hürmetil melâiketil müvekkelîne bi kavâimil arşi Şetsah. Ğayril mağdûbi aleyhim veladdâllîn. Yâ Kâhiru Yâ Azîzü ecib Yâ Kesfeyâîl. semîan mutîan ente ve huddâmeke Meymûn. Bi hakki Ğayril mağdûbi aleyhim veladdâllîn. Ve bi hakkil Kâhiril Azîzi ve bi hakki seyyidinâ Muhammedin aleyhissalâtü vesselâm ve bi hürmetil melâiketil müvekkelîne
bi kavâimil arşi Zadzağ. Aksemtü aleyküm Yâ Melâiketir rûhâniyeti minel ulviyyâti
ves süfliyyâti ve Yâ huddâme fâtihatil kitâbi ecîbûnî ve ümiddûnî ve a’yinûnî fî cemîı ümûrî elvâhan elvâhan elacele elacele essâate essâate bi hakkis sebıl mesânî vel kurânil
azîm. Ve bi hakkil esrâri vel berekâti fîhâ bi hakki mâ ta’tekıdûnehü minel azameti vel bürhâni ve bi hürmeti seyyidinâ Muhammedin aleyhissalâtü vesselâm. Allâhümme
sehhirlî abdikel refrefil Uhaydar inneke alâ külli şeyin kadîr. Bi rahmetike yâ erhamer râhimîn.

Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâhi rabbil âlemîn. Yâ Hayyü Yâ Kayyûm. Ey Rûkyâîl. İşiterek ve itaat ederek cevap ver. Sen ve hizmetçin Müzhib. Elhamdülillâhi rabbil âlemîn hakkı için. Elhayyül kayyûm hakkı için cevap ver. Efendimiz hazreti Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hakkı için. Arşın ayaklarına müvekkel olan Melekler hakkı için. Ebced.

Errahmânirrahîm. Yâ Raûf Yâ Atûf. Ey Cebrâîl aleyhisselâm. İşiterek ve itaat ederek cevap ver. Sen ve hizmetçin Ebyad. Errahmânirrahîm hakkı için. Raûf ve Atûf hakkı için cevap ver. Efendimiz hazreti Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hakkı için. Arşın ayaklarına müvekkel olan Melekler hakkı için. Hevzah. Mâliki yevmiddîn. Ey kalbleri ve gözleri çeviren Ey Semsemâîl! İşiterek ve itaat ederek cevap ver. Sen ve hizmetçin Ahmer. Mâliki
yevmiddîn hakkı için. Kalpleri ve gözleri çeviren Allah hakkı için. Efendimiz hazreti Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hakkı için. Arşın ayaklarına müvekkel olan Melekler hakkı için. Taykel. İyyâ kena’büdü ve iyyâ kenesteîn. Yâ Serîu Yâ Karîbü (Ey süratli ve yakın olan) Ey Mîkâîl. İşiterek ve itaat ederek cevap ver. Sen ve hizmetçin Bürkân. İyyâ kena’büdü ve iyyâ kenesteîn hakkı için. Serîul karîb hakkın için. Efendimiz hazreti Muhammed
sallallâhü aleyhi ve sellem hakkı için. Arşın ayaklarına müvekkel olan Melekler hakkı için. Mensa’. İhdinas sirâtal müstakîm. Yâ Kadiru Yâ Muktediru. Ey Sarfeyâîl İşiterek ve itaat ederek cevap ver. Sen ve hizmetçin Şemhûreş. İhdinas sirâtal müstakîm hakkı için. Elkâdirul müktedir hakkı için. Efendimiz hazreti Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hakkı için. Arşın ayaklarına müvekkel olan Melekler hakkı için. Feskar. Sirâtallezîne enamte aleyhim. Yâ Alîmü Yâ Hakîmü. Ey Anyâîl! İşiterek ve itaat ederek cevap ver. Sen ve hizmetçin Zevbea. Sirâtallezîne enamte aleyhim hakkı için. Alîmül hakîm olan Allah hakkı için. Efendimiz hazreti Muhammed sallalâhü aleyhi ve sellem hakkı için. Arşın ayaklarına müvekkel olan Melekler hakkı için. Şetsah.

Ğayril mağdûbi aleyhim veladdâllîn. Yâ Kâhiru Ya Azîzü Ey Kesfeyâîl. Sen ve hizmetçin Meymûn işiterek ve itaat ederek cevap verin. Kâhirul azîz olan Allah hakkı için. Efendimiz hazreti Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hakkı için. Arşın ayaklarına müvekkel olan Melekler hakkı için. Zadzağ. Ey rûhani Melekler! Ey ulvi ve süfli alemde olan Melekler. Ey Fâtiha nın hizmetçileri. Cevap verin ve bana gelin. Bana medet edin ve yardımda bulunun. Bütün işlerimde benden yana olun. Elvâhan elvâhan elacele elacele essâate essâate. Yedi Ayetli Fâtiha ve Kurâni azim hakkı için. Fâtiha ve Kurân da bulunan esrar
ve bereketler hakkı için. Sizin itikat ettiğiniz azamet ve bürhan hakkı için. Efendimiz hazreti Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hakkı için. Allahım kulun olan Errefrefil UHAYDAR’ı bana musahhar edip emrime ver. Çünkü sen her şeye kadirsin. Senin rahmetinle bunu istiyorum. Sen merhamet edenlerin en çok merhamet edicisisin.

sorularınız olursa iletişim bölümünden sorabilirsiniz

selametle

askduaları.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Esmai Kamer Faziletleri

öncelikle esmai kameri yazalım esmai kamer şöyledir

Leyahımin Leyalağvin Leyafürin Leyarüsin Leyaruğin Leyaruşin Leyaşelşin.

çeşitli faziletleri: Esma-i Kamer diye isimlendirilen bu yedi ismin birçok acaib özellikleri ve garip sırları vardır. Celbi muhabbet, teshir, ruhani hastalıkların tedavisi, defineleri keşfetmek, birçok acayip ve garaibe vakıf olmak gibi hususlarda sırlarla dolu bir hazinedir.

askduaları.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Ebcedi Kebir Ve Ebcedi Sağır

büyük ve küçük ebced değerlerinin hesaplanışı hakkında sizlere gerekli bilgiyi sunalım bunların tablosuda var ancak tabloyu eklemeyirom isteyen olursa göndeririz

Bu ebcede Ebcedi Sağir (Küçük Ebced) denir. Bu küçük ebced büyük
ebcedten çıkmıştır.Ebcedi kebirdeki her harfin adedinden oniki oniki (12) çıkarılsa, bakide kalan rakam o harfin karşılığıdır.Örneğin:Lam harfinin ebcedi kebirdeki adedi otuzdur.Bu sayıdan oniki oniki çıkarsak bakide altı kalır. Lam harfinin ebcedi sağirdeki karşılığı altı (6)dır.Ra harfinin ebcedi kebirdeki karşılığı ikiyüz (200) dür.Bu sayıdan oniki oniki (12) çıkarsak bakide sekiz
(8) adedi kalır.Ra harfinin ebcedi sağirdeki (Küçük Ebced) karşılığı 8 dir

En çok kullanılan, asıl ve ana ebced olan Ebcedi kebirde rakamlar bir (1)
den ona (10) kadar birer birer,on (10) dan yüz (100) e kadar onar onar, yüz (100) den bin (1000) e kadar yüzer yüzer (100) artar

askdualari.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Arabi Ayları Nelerdir

arabi ayları sırası ile sizlere yazalım arabi ayları öğrenmek isteyenler için 12 arabi ay sıralaması şöyledir

1-Muharrem
2-Safer
3-rebiul evvel
4-Rebiul ahir
5-Cemaziyel evvel
6-Cemaziyel ahir
7-Recep
8-Şaban
9-Ramazan
10-Şevval
11-Zilkade
12-Zilhicce

bu yazığı yazdığımız bugün itibariyle arabi aylarının 12.cisi Zilhicce ayı içerisindeyiz

askdualari.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Bunaldığında Okunacak Dua (Sure)

inşirah suresini çok bunaldığında okuyanların sıkıntıları giderilir rahatlar,nezaman bunaldığınızı hissederseniz inşirah okuyun

inşirah suresini bilmeyenlere okunuşunuda yazalım

Bismillahirrahmanirrahim,
Elemneşrahleke sadrek Ve vedağna anke vizrek Ellezi engada zahrek Ve refağna leke zikrek Feinne meal usri yüsra Inne meal üsri yüsra Feiza ferağte fensab Ve ila rabbike ferğab

askduaları.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Siğil İçin Duadır

siğilden kurtulmak için sizlere bir formül yazalım

Üç adet boğumlu arpa çubuğu alınır, boğumları siğillerin üzerine sürülür ve Taha suresinin 105, 106 ve 107 âyetler bir defa okunur. Sonra çubuklar rutubetli bir yere gömülür ve çürümeye terk edilir. Çubukların çürümesiyle siğiller de Allahü teâlânın izniyle düşer

askduaları.com

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Rukye Nedir Tedavisi Nasıldır

rukyenin açıklamasını ve rukye ile tedavi yöntemleriniz askduaları.com da sizlere aktaralım

Rukye okuyup üflemedir. Sihir karışmayan, yani şer ve şeytanlık için olmayıp da ondan korunmak ve bir hastalık veya âfete Allah’tan şifa niyazı için kendine veya diğerine hulûs-i kalp ve salih niyet ile bir duâ veya âyet okuyup üflemek kabilinden olan nefesler caizdir. Çünkü bunda kimseye zarar vermek veya sapıtmak veya Allah’tan başkasına sığınma ve iltica mânâsı yoktur.
Resulullah’ın kendisine ve diğerlerine bu şekilde okuyup üflediği ve böyle hayır için rukye (üfleme)’ye müsaade ettiği sabit ve bu sebeple gerek ruhanî ve gerek cismanî nice hastaların şifa bulduğu da vâki olmuş ve görülmüştür.

Bununla beraber mutlaka okuyup üfleme ile koruma ve yardım isteme, yani okumakla tedavi caiz olup olmayacağı hakkında da ihtilaf edilmiştir: Şüphe yok ki herkesin Allah’a sığınarak kendisi ve diğerleri için duâ etmesi, okuması, sadece meşrû değil, dince emredilmiştir. Lâkin bunun tedâvi için kendine okutmak denilen mânâ ile rukye denilen tarzda yapılmasında, Razî’nin beyan ettiği üzere ihtilaf edilmiştir. Bazıları rukyeyi, yani okuma ile tedâviyi yasaklamışlardır. Bunlar, şu hadis ile istidlâl etmişlerdir.
“Allah’ın birtakım kulları vardır ki, kendilerine ne keyy (yarayı dağlama), ne de rukye (okuyarak tedavi) yaptırmazlar, yani dağlanmazlar ve başkalarının nefesiyle tedavi istemezler ve ancak Rab’lerine tevekkül ederler.”

Bir hadiste de “Allah’a tevekkül etmemiştir dağlanan ve okunmak isteyen.” buyurulmuştur.
Bunun izahı Buhârî’nin ve daha geniş olarak Müslim’in Husayn b. Abdurrahman’dan senetleriyle rivayet ettikleri şu hadistedir: Saîd b. Cübeyr’in yanında idim.
-Dün gece düşen yıldızı hanginiz gördü? dedi.
-Ben, amma, ben bir namazda değildim, böcek sokmuştu, dedim.
-Ne yaptın? dedi,
-Rukye ettirdim, okuttum..
-Seni ona ne sevketti?
-Şâbî’nin bize haber verdiği bir hadis.
-Şâbî size ne haber verdi?
– Büreyde b. Husayb Eslemî’den “Gözden veya sokmadan başkasında rukye yoktur.” dediğini bize haber verdi.
– İşittiğini tutan iyi yapmıştır. Fakat İbnü Abbas bize Hz. Peygamber (s.a.v.)’den şöyle haber verdi:
– Peygamber buyurdu ki:
‘Bana ümmetler gösterildi, peygamber gördüm yanında bir toplumcuk, peygamber gördüm yanında bir iki adam, peygamber gördüm yanında kimse yok. Derken bana bir büyük kalabalık gösterildi, zannettim ki benim ümmetim, derken bana denildi ki:
– Bu Musa ve kavmidir, lâkin ufuğa bak, baktım ki yine bir büyük kalabalık, derken bana denildi ki: Diğer ufuğa bak, baktımki bir büyük kalabalık.
– İşte denildi bu senin ümmetin, beraberlerinde hesapsız ve azapsız cennete girecek yetmiş bin vardı.
Peygamber bunu söyledi, sonra kalktı evine girdi. İnsanlar bu hesapsız ve azapsız cennete girecekler kimler olduğu hakkında konuşmaya daldılar. Bazıları:
“Bunlar Resulullah’la sohbet edenler olsa gerek.” dediler. Bazıları da:
“Bunlar İslâm’da doğup da Allah’a hiç şirk koşmamış olanlar olsa gerek” dediler, daha birtakım şeyler söylediler. Derken Resulullah (s.a.v.) çıktı:
“Neden bahsediyorsunuz?” dedi, durumu haber verdiler, buyurdu ki:
“Onlar, o kimselerdir ki, rukye yapmazlar, rukye istemezler, tetayyûr yani uğursuz da görmezler ve ancak Rablerine tevekkül ederler.”
Fakat Buhârî’de, Mesâbih’de ve Meşârık’da yoktur ve hadis şöyledir:
“Onlar, o kimselerdir ki, uğursuzluk saymazlar, okunmak istemezler, dağlanmazlar ve ancak Rab’larına tevekkül ederler.” Bu, daha sahihtir.

Bu hadis İhlâs Sûresi’nde “Samed”in mânâsını izahta geçtiği üzere sebeplere gönül vermeyen, elemler ve musîbetler karşısında sarsılmayarak tevekkül makamının en yüksek mertebesinde bulunan “nefs-i râdıye” sahibi Allah ehli olanların büyükleri hakkında olduğu açıktır. Onun için bunlardan uğursuz sayma ve okunmayı istemenin terkedilmesinin daha iyi olacağına istidlâl olunabilirse de herkes için mutlaka men edilmesi ve yasaklanmasına istidlâl etmek uygun olmaz. Yine Buhârî, Müslim ve diğer sahih hadis kitaplarında okunup üflemeye müsaade eden hadisler de çoktur.

Bu cümleden olarak Câbir b. Abdullah hadislerinde demiştir ki:

Benim bir dayım vardı, akrep sokmasına okuyup üflerdi. Resulullah (s.a.v.) okuyup üflemeden yasakladı. Onun üzerine, vardı
-Ey Allah’ın Resulü! Sen okuyup üflemeyi yasakladın, ben ise akrep sokmasına rukye ederim dedi.
Resulullah da:
-Sizden her kimin kardeşine bir menfaat etmeye gücü yeterse yapsın, buyurdu.

Avf b.Mâlik Eşceî hadisinde de demiştir ki:
Biz câhiliye zamanında okuyup üflerdik. Dedik ki:
-Ey Allah’ın Resulü onun hakkında ne buyurursun?
-Rukyelerinizi bana arzediniz, rukyelerde bir sakınca yoktur, onda şirk olmadıkça.” buyurdu.

Ebu Saîd Hudrî hadisinde:
Resulullah’ın ashabından birtakım kimseler seferde idiler. Arap obalarından birine uğradılar. Onlara misafir olmak istediler, misafir etmediler.
-İçinizde bir rukye eden (okuyucu) var mı? Zira obanın efendisi ledig (yani yılan veya akrep sokmuş)dir” dediler.
Ashab içinden bir adam -ki Ebu Saîd kendisidir
-Evet, dedi.
Vardı onu Fatiha Sûresi’yle okudu üfledi, bunun üzerine adam iyi oldu. Ona bir bölük koyun verildi, o, onu kabul etmek istemedi,
-Peygamber (s.a.v.)’e arzetmeden almam, dedi ve Peygamber’e vardı anlattı,
-Ey Allah’ın Resulü, vallâhi yalnız Fatiha Sûresi ile okudum.
Resulullah tebessüm etti de:
-Sen onun rukye olduğunu ne bildin? Onu onlardan alın, bana da sizinle beraber bir hisse ayırın, buyurdu.”

Daha bunlar gibi hadisler delâlet ediyor ki, yasaklanmış olan rukyeler hakikatleri bilinmeyen, sihir ihtimâli ve şirk mânâsı bulunan rukyelerdir.

Bazıları da üflemeyi yasaklamışlardır.

İkrime demiştir ki:
Rukye eden (okuyan) üflememeli ve sıvazlamamalı ve düğüm yapmamalıdır.
İbrahim Nahaî’den de selef; okunmalarda üflemeyi mekruh görürlerdi, diye nakledilmiştir.
Bazısı da demiştir ki:
Dahhâk’ın yanına gittim ağrısı vardı, sana tâvîz okuyayım mı ey Ebu Muhammed! dedim. “Peki velâkin üfleme.” dedi, ben de Muavvizeteyn’i okudum.”
Halîmî demiştir ki:
“Rukye edenin üflememesi ve sıvazlamaması ve düğüm yapmaması gerekir.” diye. İkrime’den rivayet olunan söz, sanki bu husustadır.
O, şuna kâni olmuştur:
Allah Teâlâ düğüme üflemeyi sığınılacak şeylerden kılmıştır. Şu halde yasaklanmış olması vacip olur. Fakat bu istidlâl zayıftır. Çünkü ancak ruhlara ve bedenlere zarar veren büyü olduğu zaman kötülenmiş olur. Ama bu üfleme, ruhları ve bedenleri ıslah için olursa haram olmaması vacip olur.
Bununla beraber Nesaî’de
Ebu Hüreyre’den şu hadis de rivayet edilmiştir:

Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
“Her kim bir düğüm bağlar da sonra ona üflerse sihir yapmıştır, sihir yapan da şirk etmiştir. Her kim bir şeye takılırsa (bir menfaati olur veya zararı defeder diye gönül takar, inanırsa veya o itikad ile muska ve nazarlık gibi bir şey takınırsa) ona havale edilir.

” Yani yalnız Allah’a sığınmayıp da o şeye bağlandığı, ondan umduğu, halbuki Allah’ın izni olmayınca hiçbir şeyin ne faydası, ne zararı olmayacağı için o takıldığı şeyden hiçbir fayda görmez, Allah’ın yardım ve lütfundan mahrum olur.

Her şeyin bir devası (ilâcı) vardır.” hadisi gereğince rûhî hastalıklara rûhânî, cismanî hastalıklara cismanî sebeplerle tedavi meşrû olduğu gibi, karışık olanlara da karışık tedâvi elbette meşrû olur. Şu şart ile ki, tesir, sebeplerden değil, Allah’tan bilinmeli ve hepsinde de entrikadan, sihirbazlıktan, şarlatanlıktan, aldatma ve zarar vermeden sakınılmalıdır. Bu cihetle bedenî hastalıkların tedâvisinde bile gerek doktorun ve gerek hastanın ahlâk ve inanç itibarıyla ruh hallerinin dahi özel önemi bulunduğundan, ruhanî kıymet, iyi niyet ve itikat selameti hepsinin başında gelir. Yoksa tıp ilmi adına yapılan zararlar, afsunculuk, üfürükçülük adıyla yapılan zararlardan az değildir. Özellikle bunları Allah için insanlara hizmet ve menfaatten çok, sırf mal kazancı için vasıta yapan ve çok fazla ücretler almak üzere alış veriş akidleri yapmadan bir nefes sarfetmek bile istemeyen doktor taslaklarının, şarlatanların zararları, hiçbir zaman cinciliği, üfürükçülüğü sanat edinenlerden aşağı kalmamıştır. Böylelerinin de de dahil afsunculardan sayılması gerekir. Hatta yalnız tıp ilminde deği, her meslek ve sanatta hak ve hayır fikrinden ayrılarak insan aldatmak, şer saçmak için nefes sarfedenlerin hepsi de bu mânâda dahil olan, şerlerinden sığınılması gereken üfürükçülerin nefeslerinden olduğunun da unutulmaması gerekir. Bunların böyle olması ise karşılığında sırf hak ve hayır için ciddiyet ve doğrulukla Allah yolunda nefes sarfedenlerin varlıklarını ve kıymetlerini inkâra sebep teşkil etmez. Bundan dolayı, halis niyet ve temiz nefeslerle Allah’a sığınarak, Allah’tan şifa niyaz ederek okuyup üflemeyi de mutlaka sihirbazlık gibi kabul etmek doğru olmaz. Onun için rukye (okunma)yi caiz görenler Sıhah’ta rivayet edilen bir hayli hadis ile istidlâl etmişlerdir ki, Razî bunlardan şunları kaydetmiştir:

1- Resulullah (s.a.v.) biraz rahatsız olmuştu. Cibril Aleyhisselâm ona okuyup üfledi de
“Bismillâh okur, rukye ederim sana seni inciten her şeyden, Allah da sana şifa verir.” dedi, diye rivayet edilmiştir.
2- İbnü Abbas demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) bize bütün ağrılardan ve hummadan korunmak için şu duayı öğretirdi:
“Kerim olan Allah’ın adıyla, ben her kanı akan damarın şerrinden ve cehennem ateşinin şerrinden ulu Allah’a sığınırım.”

3- Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki:
Bir kimse eceli gelmemiş bir hastanın yanına girer de yedi defa ,
“Niyaz ederim o ulu Allah’a, O yüce Arş’ın Rabb’ine ki sana şifa versin.” derse şifa bulur.

4- Resulullah (s.a.v.) bir hastanın yanına girdiğinde şöyle derdi:
“Gider o sıkıntıyı, insanların Rabb’i, ona şifa ver, sensin şifa veren, senin şifandan başka şifa yok, bir şifa ki dert bırakmaz.”

5- Resulullah (s.a.v.), Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn’i şöyle sığındırırdı:
“İkinizi de Allah’ın tam kelimelerine sığındırırım, her şeytandan, kötü kazadan ve kötü gözden.” derdi ve buyururdu ki: “Babam İbrâhim de oğulları İsmail ve İshak’ı böyle sığındırırdı.”

6- Osman b. Ebi’l-Âs Sakafî’den, demişir ki:
Resulullah’a vardım ve bende ağrı vardı, beni az daha öldürecekti.
Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Sağ elini onun (ağrıyan yerin) üzerine koy ve yedi kere şöyle de: “Allah’ın adıyla, ben bulduğum şeyin şerrinden Allah’ın izzet ve kudretine sığınırım.” ben de yaptım, Allah bana şifa verdi.” Bu dikkate şâyandır ki Resulullah ona okumamış, onun kendisine okutmuştur.

7- Peygamber (s.a.v.) sefere çıkıp da bir yere konduğu zaman şöyle derdi:
“Ey yer! Benim Rabbim, senin de Rabbin Allah’tır, Allah’a sığınırım senin şerrinden ve sendekinin şerrinden ve senden çıkanın şerrinden ve senin üzerinde debelenenin şerrinden, Allah’a sığınırım arslandan, kara yılandan, zehirli yılandan, akrepten, beldenin sâkinlerinin, doğuranın ve doğurduğunun şerrinden.”

Bunlarda üflemeye dair bir işâret yoktur ve bunların meşrû sayılmaları için başka delile ihtiyaç olmaksızın Ku’rân’daki duâ ve sığınma emirleri ve bu sûreler yeterlidir. Bununla beraber Resulullah’ın üflediği ve sıvazladığı da sâbittir.
8- Resulullah (s.a.v.) her gece muavvizâtı (İhlâs, Felâk ve Nâs sûreleri) okur ellerine üfler, yüzüne ve vücuduna meshederdi.
Bundan başka yine Hz. Âişe’den Sıhah’ta rivayet edilmiştir ki:
“Resulullah (s.a.v.) ailesinden birisi hastalandığı zaman ona Muavvizâtı (İhlâs, Felâk ve Nâs Sûreleri) üflerdi. Vefat ettiği hastalığında da ben okuyup üflüyor ve kendi eliyle kendisini sıvazlıyordum. Çünkü onun mübarek elinin bereketi benim elimden çok büyük idi.”

Bununla beraber Resulullah’ın kendisine başkalarının okumasını istemediğini anlatan şu rivayet de çok mühimdir. Yine Sahîh-i Müslim’de: Hz. Âişe demiştir ki:
Resulullah (s.a.v.) bizden bir insan rahatsız olduğu zaman onu sağ eliyle mesheder (sıvazlar), sonra şöyle derdi:
“İnsanların Rabbi olan Allah’ım o sıkıntıyı gider, şifâ ver, sen şifa vericisin, senin şifandan başka şifa yok, senin şifân dert bırakmaz.”
Ne zaman ki Resulullah (s.a.v.) hastalandı ve ağırlaştı, sağ elini tuttum, onun yaptığını yapmak istedim, elini elimden çekti, sonra “Allah’ım, beni affet, beni Refîk-ı alâ ile beraber kıl.” dedi, ben baka kaldım, ne göreyim iş tamam olmuştu (yani vefat etmişti).

Bunlardan başka Resulullah’ın harpte ve diğer zamanlarda yaralananlara okuyup dokunmasıyla derhal şifa hasıl olanlar da çoktur. Fakat onlar onun peygamberlik özelliğinden olan mûcizeler kabilinden olduğu için diğerleri hakkında delil olmaz. Bununla beraber yine Hz. Aişe “Resulullah (s.a.v.), Ensar’dan bir ehl-i beyte humeden, yani akrep gibi zehirli hayvan sokmasından okuyup üflemeye ruhsat verdi.” demiştir ki, bu da Câbir hadislerini teyid etmektedir. Bunda emmek tıbben de faydalı olduğuna göre, tükürmenin de
bir yönü düşünülebilir. Bundan başka bir de gözden okuyup üfleme (rukye)ye izin verilmiş olduğu ve bu sebeple “Göz değmesi ve sokmadan başkasına rukye (okuyup üfleme) yoktur.” denildiği de zikredilmiştir. Göz değme olayı bir nefsânî durum olması hasebiyle bunda da ruhanî bir nefes ve telkinin faydası açıktır demektir.

Şimdi bütün bunlardan hasıl olan sonuç da şudur ki:

Sihir şâibesi olmamak üzere ruhî ve bedenî kurtuluş için tesirli dualarla rukye (okuyup üflemek) caiz olmakla beraber, istirkâ yani kendini başkasına okutmak, okuyup üfleme talep etmek, Allah’a sığınmak ve dua etmek için başkasının aracılığını dilemek mânâsını içine almış olması itibarıyla dinen hoş görülmüş değildir. O yukarıda zikrolunan hadisler gereğince Allah’ın hesapsız ve azapsız cennete girecek has kulları ondan sakınırlar. Bundan dolayı Hanefî fıkhında bu mesele şu şekilde yazılmıştır: Şifa veren ancak Allah Teâlâ olduğuna ve şifaya onu sebep kıldığına itikat ettiği takdirde tedavi ile meşgul olmakta bir sakınca yoktur. Amma şifa veren ilaçtır diye inanırsa değil.

Karşılığında bir şer ve zarar düşünülmedikçe mümkün olan en zayıf bir fayda ihtimalinden dahi insanları yasaklamak doğru olmaz. Yüzde yüz değil, binde bir, milyonda bir misâle dayanan bir ihtimâl dahi olsa karşılığında bir zarar ihtimali bulunamayan bir fayda mülâhazası yalnız kuruntu değil, az çok delilden doğan bir şüphe demek olduğundan, ihtiyaç halinde daha kuvvetlisi bulunamayınca onunla amel caiz görülür ve öyle bir tesellinin mutlak şekilde yasaklanması da makûl olmaz. Fakat insanların sihirbazlara, şeytanlara kapılması da en çok bu gibi şüpheli durumlar içinde meydana gelir ve onun için zarar ihtimâllerinin de iyi düşünülmesi gerekir.

Bu esas üzere Fıkıh’ta da, şifa, Allah’tan bilinmek şartıyla tedavinin kesin olanıyla amel vacip, korku zamanında terk edilmesi haram; maznun (galip zan) olanıyla amel câiz, durumlara ve şahıslara göre bazan yapılması, bazan da terkedilmesi daha uygun; mevhûm (kuruntu) olanıyla da amel etmek yasaklanmış değilse de, terk edilmesi daha uygun denilmiş, rukye (okuyup üfleme) de mevhûm (kuruntu) kısmından sayılmıştır. Kuruntu olmasının sebebi de dua olması itibarıyla değil, okuyanın nefesinde sebeplik düşüncesi itibarıyladır.

Şu halde bu açıklamadan anlaşılır ki okuyup üfleme ile tedavi halkın pek çoğunun zannettiği gibi dindarlığın gereği ve dinin emrettiği bir şey değil, nihayet bir izindir. Asıl dindarlığın gereği onu terketmek sûretiyle Allah’a dayanmak ve ancak Allah’a sığınıp O’na kendisi doğrudan doğruya duâ etmek ve duâsına başkalarının aracılığını istememektir. Müminin mümine gerek huzurunda ve gerek arkasından duâsı meşrû ve müstahsen ve hatta dinî görevi bulunduğunda ve “Duâ ibâdetin iliğidir.” hadis-i şerifi gereğince duâ ibadetin, dindarlığın iliği olduğunda şüphe yok ise de, duâ etmek başka, okuyup üflemek, başkasının nefesinden medet beklemek yine başkadır.

Allah Teâlâ duâyı emretmiş

“Bana duâ edin, duânızı kabul edeyim.” (Mümin, 40/60)
“Ben (o kullara) yakınım. Bana duâ edince duâ edenin duâsına karşılık veririm.” (Bakara, 2/186)
“De ki: Duanız olmasaydı Rabbim size ne değer verirdi?” (Furkan, 25/77)

Fakat şirkten kendinden başkasına duâ etmekten yasaklamış,

“Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O’na ortak koşmam, de.” (Cin, 72/20)

Aynı şekilde Kur’ân’da ve Resulü’nün diliyle en güzel duaları öğretmiş bütün şerlerden doğrudan doğruya kendisine sığınılmasını emretmiştir. Okuyup üfleyecek olan bunları bellesin, her zaman kendine cankurtaran edinsin. Peygamber (s.a.v.)’den rivayet edildiği üzere her gece ve her ihtiyacında temiz kalp ve itikat ile okusun, kendine üflesin, mümin kardeşlerine de hem dua, hem tavsiye etsin, temiz nefesle dua edenlerin dualarının bereketlerini de inkâr etmesin. Buna söz yok, fakat Allah Teâlâ böyle dua ve icabet (kabul etme) kapısını herkese açtığı, ona genellikle herkesi çağırdığı, herkesin doğrudan doğruya sığınmasını istediği ve şirk ayıbını kabul buyurmadığı halde; ona doğrudan doğruya dua ve ibadet ile sığınma ve ilticayı bırakıp da, “Ben o kapıya gidemem, ne isteyeceğimi de bilemem.” diye dua tellalı aramaya ve onun nefesinden meded ummaya kalkışmak dindarlığın gereği değil, câhiliyye adetidir. İnsanlar bundan gafil olup kendisine okutup üfletmeyi dindarlık gereği sandığı için burada bu genişçe anlatım ile sözü uzatmaya lüzum görüldü. “Muvaffak edici Allah’tır.” 

askduaları.com

selametle

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Büyü Nasıl Anlaşılır Yazalım

büyü yapıldığından şüpheli iseniz uzaman birinden yardım almalısınız ancak kendinizde aşağıdaki yöntemle büyü olup olmadığına dair fikir edinebilirsiniz

kişiden 4 parmak ip alınır veya ayak başparmağından topuğa kadar iplikle ölçü alınır her ikiside olur. önce bir kağıt üzerinde o ip ölçülür ölçülen ipliği hastanın avucunun içine konulur eli kapatılır, elini sıkmasını önerir, aşağıda okunması gereken sure ve azimeti okunur tekrar hastanın elinden o ip alınır ve daha önce ölçtüğünüz yere konulur ve bakılır eğer ip uzamışsa cin alameti kısalmışsa insan şerri (büyü) şayet ip aynı boydaysa cenabı haktan gelen bir rahatsızlık demektir. ipliği hastanın eline koyunca 3 defa HÜMEZE suresi(kuranda en son sayfalarda) ve 3 defada bu azimet okunur.

okunacak azimet: egsamtü aleyke ya meymunu ya ebanuh en tenzile adla hazal eseri ve tübeyyin ma bisahibihi minel cinni fetavvelhu ve in kane minel insi febgihi ala halihi bihaggi hazihissuratiş şerifeti uluhan uluhan el acel el acel el acel essaah essaah

askduaları.com

saygılar

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]

Büyü Belirtileri Nelerdir Öğrenin

büyüye maruz kalan bir insanda ne tür belirtiler görülür askduaları.com da sizlere aktaralım

Ruh halinizde bir değişiklik hissetmeniz, kendinizi tanıyamaz durumda olmanız, gece artarak devam eden sıçrayarak uyanmalar, korkunç rüyalar görmeye başlamanız, rüyalarınızda sık sık kedi, köpek gibi hayvanları görmeniz, kalp ya da midenizde ilgili rahatsızlığınız olmadığı halde göğüs kafesinizde ağrı hissetmeniz, Aşırı yorgunluk, ensenizde ağrılar, saçlarınızda elektriklenmeler olması, gözlerdeki ağrılar, gölgenizin sizi izlediği izlenimine kapılmak, ayak tabanlarınızın yanma halleri başlıca belirtilerdir.
Bazı insanlarda, aşırı etkilenme ve geç müdahale sonucu sinir bozuklukları ve akli denge bozukluklarına kadar giden olaylar mevcuttur. Bu yüzden dikkatli olup, bu belirtileri önemsemek gereklidir. Büyülerde etkinin beyin iradesiyle en aza indirilmesi mümkündür.
Büyülerin etkileri insanların burçlarına göre de değişkenlik gösterebilir. Yengeç, Aslan, İkizler, Oğlak, Kova ve Yay Burçları büyü konusunda daha hassastır

Bayanlarin Sikayetleri
Ümmüs subyan (kadinlarin korkulu rüyasi) hamilelik döneminde çocugun henüz ceninlik asamasinda olusmasini önleyen durum, hamile kalamamak
Nisanlilikta baslayan, bazen evlilige kadar bazen de evlilikten sonra da devam edebilen aglamalar, bogucu sikintilar, bayilma ve bayginlik turu kendinden geçmeler, kabuslu rüyalar, korkmalar, yalniz kalamamaklar, hayal görmeler

Erkeklerin şikayetleri
Ani bayılmalar
Sonradan olusan kekemelikler
Bir turlu temizlendiğine inanmadığımız uzuvlarimiz. (eller ve ayaklar gibi)
Sara turu rahatsizliklar
Nisan ve Evlilik tesebbüslerindeki basarisizliklar, yada hiç o asamaya gelememek (Kismetin bagli olmasi)
Cinsel isteksizlik(normal yaslarda olunmasina ragmen gücün azalmasi yada bitmesi)
Uykusuzluk (Bir turlu uyuyamamak, yada uykuya doyamamak)
Eslerin birbirlerinden sogumasi ve nefrete donen iliskiler (aslinda hiç bir gerekte yokken)
Eslerin birbirlerini aldattigi varsayimlari (kendi kendilerini yiyip bitiren, rahatsiz edici kiskançliklar)
Ani ve asiri korkmalar
Insan tipinden farkli degisik ve korkunç kisiler görmek yada gördügünü hissetmek
Ayni rüyayi yada kabusu pes pese görmek ve etkisinden kurtulamamak

bu belirtilerin bazı psikolojik olabilir dikkat edilmesi gerekir

saygılar

[del.icio.us] [Digg] [diigo] [Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Twitter]